Ana Sayfa Gündem 3 Aralık 2022

CHP’nin İkinci Yüzyıl Manifestosu: Ey dünya! Sana rakip olmaya geliyorum

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “3 Aralık’ı bekleyin” sözleriyle duyurduğu “İkinci Yüzyıla Çağrı” başlıklı toplantı büyük bir kalabalıkla gerçekleşti. Kılıçdaroğlu, açılış ve kapanış konuşmasını yaptığı toplantıda, ‘Türkiye’nin ikinci yüzyılını inşa etme’ başlığı altında gerçekleştireceği dönüşümleri anlattı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, vizyon belgesini açıklayacağı toplantı İstanbul’da Lütfü Kırdar Kongre Merkezi’nde başladı. Toplantıda konuşmalar CHP’nin vizyonuna ilişkin detayları açıkladı.

ABD’li yazar, ekonomist Jeremy Rifkin, Prof. Dr. Daron Acemoğlu, Prof. Dr. Refet Gürkaynak’ın aralarında olduğu İkinci Yüzyıla Çağrı Grubu tanıtılacak. “Siyaset üstü kurul” olarak tanımlanan ekip, para politikaları, büyüme ve istihdam üzerine çalışacak.

‘Her şey bu ülkede çok ama çok güzel olacak’

Açılış konuşmasını CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu gerçekleştirdi. ‘İktidar’ sloganlarıyla sahneye çıkan Kılıçdaroğlu, “O da olacak. Sabırla olacak. Her şey bu ülkede çok ama çok güzel olacak” yanıtını verdi.

Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

Sizin kadar ben de çok heyecanlıyım. Dolayısıyla heyecanla konuşmama başlıyorum. Size bugün bir çerçeve çizmek istiyorum. Bugün sizleri Türkiye için uyanmanın ve ayağa kalkmanın ve büyümenin vizyonunu ortaya koymak için davet ettik.

Bugün burada halkımızdan ne için oy isteyeceğimizi öğreneceksiniz. Sadece bir adaya, başka bir tek adama, bir zümrenin çıkarına asla oy istemeyeceksiniz. Artık oyu halkımızdan herkes için daha iyi bir yaşama, yeni bir düzene, yeni bir Türkiye hayaline, yeni bir siyaset kültürüne ve yeni bir siyaset üstü anlayışa oy isteyeceksiniz. İşte bu yeni sistemi bugün açıklıyorum. Bugün dinleyeceğiniz sadece bir krizden çıkma programı olmayacak. Krizden alnımızın akıyla ve hep birlikte çıkacağız. Asıl zor olan ülkenin yeniden yapısal bir krize girmesini kalıcı olarak engellemek. Çünkü bu ülkede durmaksızın krizlere girdi, çıktı. Şimdi de derin bir krizin içerisindeyiz. Sürekli aynı girdaba düşen halkımız ekonomik ve sosyal olarak dayanılmaz acılar çekti. Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür. Bunun için yönetim anlayışımızı, yaklaşımımızı kökten değiştirmeliyiz. Ancak bunun çaresi mevcut tek adam gitsin başka bir tek adam gelsin değildir. Tek adam gitsin, tek adam rejimi bitsin.

Bugün bizden bambaşka bir sistemin altyapısını dinleyeceksiniz. Türkiye, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bir daha böyle acımasız, adaletsiz ve kutuplaşmış dönemler yaşamayacak. Partimizin ikinci yüzyıla çağrı beyannamesinde ilan ettiğimiz gibi ülkemizin üzerine çöken kara bulutları dağıtıp, Türkiye’yi çağdaş uygarlığa ulaştırma ve onu aşma kararlılığını bugün bir adım daha ileriye taşıyoruz. Türkiye’yi, kurumları yeniden inşa edilmiş, sistemi yasal çerçeveye oturtulmuş, toplumsal güven ve huzurun hakim olduğu, bölgesinde barışın ve refahın merkezi haline geldiği bir Türkiye’yi inşa edeceğiz. Meselemiz sadece hükümeti devralma meselesi değildir. Mesele Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük hayaline sahip çıkmaktır. Onun vizyonunu tam anlamıyla hayata geçirmek inşallah bu bize nasip olacak.

Bugün yepyeni bir güç birliği ile tanışacaksınız. Bir siyaset üstü birlik. Oluşturduğumuz bu yeni siyaset üstü beyin takımından bazı isimleri burada göreceksiniz. Dünyada ve Türkiye’den konusunda uzman ve itibarlı 70 kişiden oluşan büyük bir güç birliğinden söz ediyorum. Hem ülkemizi karış karış gezdim hem de dünyanın önemli ülkelerine gittim. Bilim, teknoloji ve yatırımın iki büyük merkezi olan ABD ve İngiltere’ye ziyaretlerde bulundum. Ne derlerse desinler inandığım vizyon yolculuğundan asla bir geri adım atmayacağım ve vazgeçmeyeceğim. Çünkü ne istediğimi ve bu yolun nereye varacağını daha başlarken biliyordum. Hepiniz şuna inanın, Bay Kemal çıktığı yoldan asla geri adım atmaz.

Kısa bir süre sonra da Almanya’ya gideceğim. Orayı da yakından takip etmenizi rica ediyorum. Seyahatlerimde ve sonrasında bahsettiğim 70 değerli isimle tek tek görüştüm ve onları siyaset üstü güç birliğine katılmaları için davet ettim. Elimizde üç büyük güç var. Birincisi bize inanan halkımız, ikincisi siyasi gücümüz, üçüncüsü ise dostlarımız ile kurduğumuz siyaset üstü güç birliğimiz. Unutmayın değerli arkadaşlar, bizler siyasi ve siyaset üstü, rozetli veya rozetsiz hepimiz ülke için, vatan için hep birlikteyiz. Bahsettiğim güç birliği 24 saat çalışan bir güç birliği olacak. Devlet 7 gün 24 saat çalışacak. Zamanının, mekanın, enlemlerin ve boylarım ötesinde kesintisiz üreten Türkiye’yi şimdiden inşa etmeye başlıyorum. Onlar vatanları için çalışacaklar.

Dinleyeceğiniz bütün konuşmacılar tüm karanlığa rağmen ışığa çok yakın olduğumuzu size anlatacaklar. Sayın Jeremy Rifkin ile tanışacaksınız. Kendisi Almanya’da Merkel’in Endüstri ve Sanayi Teknolojileri Danışmanıydı. Çin Devlet Başkanının da danışmanlığını yaptı. Benim de yeni Endüstriyel Dönüşüm Başdanışmanım. Sayın Daren Acemoğlu bizimle birlikte olacak. Sayın Acemoğlu’nun gelecekte Nobel ödülünü alacağına inanıyorum. Sayın Öztrak, ülkeye nefes aldıracak makroekonomik çözümleri, sayın Böke dijital kalkınma ve yeşil dönüşümü, sayın Hakan Kara ve sayın Refet Gürkaynak para politikalarını, sayın Ufuk Akçiğit istihdam politikalarını, sayın Hacer Foggo ise sosyal politikalarımızı anlatacak.

Bu değerli isimlerle kurduğum sistem Türkiye’yi hızlıca karanlıktan çıkarıp, aydınlığa taşıyacak. Cumhuriyet kendi özünden güç alarak yeniden şahlanacak. Haydi başlayalım.

Rifkin: Bilimsel, teknik ve ekonomik girdi sağlayacağım

Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanı Jeremy Rifkin, toplantıya video konferansla bağlandı.

Rifkin, şunları söyledi:

Bilimsel, teknik ve ekonomik girdi sağlayacağım. Türkiye’nin kapsamlı bir yön haritası oluşturmasına yardımcı olacağım.

Sayın Kılıçdaroğlu ülkesini bir dönüşümden geçirecek. Bu bir sanayi dönüşümü. Benim ekibim AB’de temel mimari görevlerde yer aldı ve ayrıca Çin’de… Sayın Acemoğlu ile birlikte çalışıyor olmak mutluluk verecek bana.

Son dönemdeki iklim çalışmaları bize şunu gösteriyor. Akdeniz’deki ülkeler dünyanınn geri kalanında yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. En hızlı yağmur azalımı da bu bölgede görülüyor. Bu şekilde devam ederse burası yaşanamaz hale gelecek. Her Akdeniz ülkesinin bu konuyu ele alması gerekiyor. Birlikte çalışırsak başarılı olabiliriz. Bütün Türk halkının dayanışma içerisinde olması gerekiyor bu yolculukta. Bunu akılda tutarak bir düşüncemi paylaşmak istiyorum. Türkiye’de Akdeniz havzasında yaşayan insanlar iklimin farkında. Çok ciddi seller yaşanıyor. Yaz aylarına geldiğimizde ise kuraklık ve susuzluk yaşanıyor.

Z kuşağı başta olmak üzere şunu söylemek istiyorum. İnsanlık için çok önemli bir süreçten geçiyoruz. Daha önce beş kez önemli yok oluşlar yaşandı. Şimdi ise altıncısının başındayız. Bilim insanları bunu böyle görüyor. Karşımızdaki gerçeği olduğu gibi görmemiz gerekiyor. İklim değişiyor çünkü küresel ısınmaya yol açan gazlar salınıyor. Her bir derecelik artış için atmosfer yüzde 7 daha fazla ısınıyor.

Öztrak: Şatafata ve israfa son vereceğiz

Rifkin’in ardından kürsüye CHP Sözcüsü Faik Öztrak sahneye çıktı.

Faik Öztrak, şunları söyledi:

Ünlü düşünür Gramsci’nin deyimiyle; ‘Eskinin öldüğü, ama yeninin henüz doğmadığı…’ Bu arada çok farklı hastalık belirtilerinin ortaya çıktığı bir ara dönemdeyiz. 2008’de Küresel Finans Krizi; dünyaya hâkim olan ekonomik modeli temellerinden sarstı. 2020’de Küresel Covid salgını küresel arz zincirlerinin dağılmasına yol açtı. 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali uluslararası güç ve güvenlik dengelerini çatırdattı. Küresel sistem, yön bulmak için kendine yeni kerterizler arıyor. Uluslararası ticaret ve tedarik zincirlerinin rotası, ilkeler ve değerler temelinde, ‘dostluk’ ve ‘müttefiklik’ ekseninde yeniden çiziliyor. Dünya yeni bir sanayi devrimini yaşıyor. Yaşadığımız Dördüncü Endüstri Devrimi’nin yakıtı ‘işlenmiş veri’, iletişim teknolojisi ise sanal ve gerçek dünyanın bütünleşmesi. Otonom robotlar ve karanlık fabrikalar, nesnelerin interneti ve bulut teknolojileri, üç boyutlu yazıcılar ve artırılmış gerçeklik; tüm iş yapış biçimlerini değiştiriyor. Yaşamın her alanını dönüştürüyor.

‘Tertemiz bir gelecek inşa edeceğiz’

Bu yeni dönemi iyi okuyan devletler, iyi hazırlık yapan milletler, yeni dönemin kazananları olacak. Hızla zenginleşecek. Cumhuriyet Halk Partisi olarak, Cumhuriyetimizin İkinci Yüzyılında ülkemizi Dördüncü Endüstri Devrimi’nin takipçisi ve tüketicisi değil, geliştiricisi ve üreticisi yapmaya kararlıyız. Temiz enerjiyle, temiz üretimle, temiz fonlarla, temiz toplumla, tertemiz bir gelecek inşa edeceğiz…

‘Milletimizi orta gelir tuzağından kurtaracağız’

Zenginleşeceğiz. Milletimizi, orta gelir tuzağından kurtaracağız. Kimseyi geride bırakmayacağız. Bu büyük hamleyi Türkiye’deki ve dünyadaki tüm bilim insanlarımızla kuracağımız, büyük iş birliğiyle gerçekleştireceğiz. Biz; sahip olduğumuz üstünlükleri ve ülkemizin potansiyelini çok iyi biliyoruz. İnsanımıza güveniyoruz. 4,5 saatlik uçuş mesafesinde; 58 ülkeye, 1,5 milyarlık nüfusa, 22 trilyon dolarlık bir pazara erişim imkânımız var. Çalışabilir aktif nüfusumuz, çocuk ve yaş almış bağımlı nüfusumuzdan hala daha hızlı artıyor.

Ama bu fırsat penceresinin kapanmakta olduğunun da farkındayız. Gençlerimiz ülkemizin en büyük servetidir. Gençlerimizin işsizliği ise en büyük israftır. Biz; genç ve dinamik iş gücümüzü, en etkin şekilde kullanacağız. Girişimci, rekabetçi, dünyayı iyi tanıyan iş insanlarımız var. Genç ve dinamik iş gücümüzle, bilim insanlarımızla, küresel arenada rekabet eden iş insanlarımızla, eşsiz coğrafi konumumuzla, küresel tedarik zincirlerinin yeniden dizildiği şu günlerde Afro-Avrasya’nın en önemli arz ve tedarik merkezi olmaya kararlıyız. Ülkemizi hak ettiği zenginliğe kavuşturacağız.

Ekonomi Masamızla 44 ilimizi gezdik; 40 bin kilometreden fazla yol yaptık. İş ve meslek örgütleriyle konuştuk. Sorunlarını dinledik, fikirlerini aldık. Yeni Nesil Kalkınma Stratejimizi hazırladık. Ekonomideki büyük yangını da gördük. Acilen önce feraha, ardından da refaha kavuşturacak bir programın ne kadar önemli olduğunu bir kere daha tespit ettik.

Kısa sürede ferahlamak için yanlış ekonomi politikalarının neden olduğu belirsizlik çarkını kırmamız; ülkemizin olağanüstü yüksek risk primini hızla aşağıya çekmemiz gerekiyor. Bunu gerçekleştirmek için; önce Merkez Bankası’nın başına tüm dünyanın saygı duyduğu bir ismi atayacağız. Merkez Bankası’nın hedefi ‘Enflasyonu kalıcı olarak düşük, tek haneye indirmek’ olacak. Merkez Bankası’nın araç bağımsızlığını güvence altına alacak yasal düzenlemeleri hemen yapacağız. Makro ihtiyati politikaları asli işlevine döndüreceğiz.

‘2023 bütçesini yeniden yapacağız’

Ekonomik öncelik ve ihtiyaçları gözeterek, 2023 Bütçesini yeniden yapacağız. Şatafata ve israfa son vereceğiz. Cumhurbaşkanlığı makamını ait olduğu yere, Çankaya Köşküne taşıyacağız. Sağlanacak tasarruflarla krizin ezdiği kırılgan kesimleri destekleyeceğiz. ‘Mali kural’ uygulamasını başlatacağız. Türkiye Varlık Fonu’nu tasfiye ederek, bütçe birliğini sağlayacağız. Kamu Özel İşbirliği Projeleri başta olmak üzere, devletin sırtındaki tüm koşullu yükümlülükleri, Durum ve Hasar Tespit Komitesi eliyle ortaya çıkaracağız. Hızla atacağımız bu adımlarla, kısa sürede ekonomide öngörülebilirliği artıracak, risk primimizi düşürecek, makroekonomik istikrarı sağlayacağız.

‘Türkiye’nin geleceği demokratik, kurallı dünyadadır’

Feraha kavuşmak için, iki önemli çapamız var. Güçlü Türkiye, güçlü Avrupa’dır. Türkiye’nin geleceği demokratik, kurallı dünyadadır. Avrupa Birliği üyelik müzakerelerini canlandıracağız. Bu çerçevede özellikle; 23. Yargı ve Temel Haklar Faslının gereklerini hızla tamamlayacağız. Bu fasıldaki siyasi blokajın kaldırılmasını da AB’den isteyeceğiz.

İkinci çapamız ise; hızla hayata geçireceğimiz ‘Yeni Nesil Kalkınma Stratejimiz’ olacak. Bu; hem ülkemizi ferahlatacak, hem de kalıcı refaha ulaşmamızın önünü açacak. 2030 gündemi, sürdürülebilir kalkınma amaçları ve Paris İklim Anlaşması, aslında stratejimizin en önemli küresel referanslarıdır. Biz stratejimizi dört sütun üzerine inşa ettik: Demokrasisi, kurumları ve kuralları güçlü Türkiye; üreterek zenginleşen, rekabetçi Türkiye, zenginliği adil paylaşan Türkiye, temiz ve yeşil Türkiye.

Neden kurumları ve kuralları güçlü Türkiye? Güçlü bir demokrasi, kurum ve kurallar; toplumda can ve mal güvenliğini, istikrar ve huzuru sağlar. Yatırımı, istihdamı, aşı, işi artırır. Zenginliğin önünü açar. Bugün fert başına gelirimiz Üyesi olduğumuz Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı’nın (OECD) ancak dörtte biriyse, bunun en önemli nedenlerinden biri kurumlarımızın kalitesinin OECD’nin ancak yarısı kadar olmasıdır. Bu da daha önceki rakamlarla. Herhalde bugün bunu yapsak, yarısı bile değiliz. Biz bu nedenle ‘Bize kral değil, kural gerek’ diyoruz. Kurumları ve kuralları güçlü Türkiye’de; ‘Güçlendirilmiş Demokratik Parlamenter Sistem’ olacak.

Cumhurbaşkanı tarafsız olacak. 85 milyonu kucaklayacak. Yargı bağımsız ve tarafsız olacak. Üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü olacak. Merkez Bankası başta olmak üzere düzenleyici ve denetleyici kurumların araç bağımsızlıkları yasal güvence altında olacak. Kamu İhale Kanunu’nu uluslararası normlara uygun şekilde yenileyeceğiz. İhalelerde şeffaflık ve rekabeti sağlayacağız. Atamaları sadakate göre değil, liyakate göre yapacağız. Kayırmacılığa son vereceğiz. Siyasi ahlak yasasını çıkaracağız, siyasetin itibarını koruyacağız.

‘Türkiye’yi gri listeden çıkaracağız’

Kara paraya sıfır tolerans göstereceğiz. Türkiye’yi, Mali Eylem Görev Gücü’nün gri listesinden çıkaracağız. Kurumları ve kuralları güçlü Türkiye’de, OECD ülkeleriyle bu konuda aramızdaki makası, 2030’a kadar hızla kapatacağız.

Stratejimizin ikinci sütununda; zenginleşen, rekabetçi Türkiye var. İlk iş; küresel, bölgesel ve yerel kalkınma dinamiklerini takip eden, özel kesim ile yeni iş birliği modellerine öncülük eden, ekonomideki oyunculara ufuk veren Strateji ve Planlama Teşkilatı’nı kuracağız. Zenginleşen, rekabetçi Türkiye’de; sanayimizin, Endüstri 4.0 dinamikleri ile Dijital Dönüşüm ve Yeşil Dönüşüm ışığında yüksek teknolojili, katma değerli bir yapıya dönüşmesini destekleyeceğiz. Bu çerçevede üniversite-sanayi-sivil toplum-kamu iş birliği modellerini en etkin şekilde kullanacağız. Evlatlarımızı ekonominin ve çağın gerektirdiği yeteneklerle donatacak bir milli eğitim politikasını uygulayacağız. Eğitimde niceliğe değil, kaliteye odaklanacağız. Üniversitelerimizde bilimsel özgürlüğü ve özerkliği sağlayacağız. İnternete erişimi özgürleştireceğiz. Şehirlerimizin veri iletim alt yapısını güçlendireceğiz.

Ar-Ge faaliyetlerini destekleyen kurumsal yapıyı güçlendireceğiz. Yaratıcı endüstrilerin özelliklerini dikkate alarak, bu endüstriye teşvik ve destekleri daha da güçlendireceğiz. Girişimi destekleyen finansal araçları çeşitlendireceğiz. Yeşil yatırımların, sürdürülebilirlik projelerinin ve sosyal yatırımların finansmana ulaşımını kolaylaştıracağız. Fin-Tekleri ve dijital ödeme sistemlerini yaygınlaştıracağız. Zenginleşen, rekabetçi Türkiye’de; bu konuda OECD ülkeleri ile aramızdaki makası 2030’a kadar hızla kapatacağız.

Gelelim stratejimizin üçüncü sütununa: Zenginliği adil paylaşan Türkiye’de ülkemizde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek. Aile Destekleri Sigortasıyla her aileye asgari bir gelir sağlayacağız. Kayıt dışılığı azaltarak vergi tabanını genişleteceğiz. Vergi yükünü adil dağıtacağız. Dolaysız vergileri esas alan, dolaylı vergilerin ağırlığını azaltan vergi yapısını tesis edeceğiz. Sendikalaşmanın, örgütlü toplumun önünü açacağız. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlayacağız. Cinsiyet eşitsizlikleriyle etkin şekilde mücadele edeceğiz. Kadınların iş yaşamına katılımı önündeki engelleri kaldıracağız. Kadınların toplumsal hayattaki konumunu güçlendireceğiz. Kadına yönelik şiddete sıfır tolerans göstereceğiz. İstanbul Sözleşmesini yeniden yürürlüğe sokacağız.

Sınırlı kamu kaynaklarını, Kanal İstanbul gibi rant projeleri için kullanmayacağız. Kaynaklarımızı GAP, DAP, KOP ve DOKAP başta olmak üzere bölgesel ekonomik gelişmişlik farklarını azaltacak yatırımlarda kullanacağız.

Ve stratejimizin son sütunu; Temiz, yeşil Türkiye… Dünya ekolojik limitlerine yaklaşıyor, özellikle de bölgemiz. Türkiye’nin Paris İklim Anlaşmasını onaylamasını, 2053 için net sıfır emisyon hedefi vermesini önemsiyoruz. Bu konudaki stratejilerimizi, Sayın Böke sizlere anlatacak. Ama ben kısaca birkaç başlığa değineyim. Karbonsuzlaşma Stratejisini ve Yeşil Mutabakatı, ekolojik krizin tüm muhatapları ile beraber, toplumsal uzlaşı yoluyla oluşturacağız. Döngüsel ekonominin imkânlarından sonuna kadar yararlanacağız. Çevreci ürünler ve sürdürülebilir üretime yönelik özel finansman yöntemleri geliştireceğiz. Temiz, Yeşil Türkiye’de; bu konuda OECD ile aramızdaki makası kapatacağız.

Yeni nesil kalkınma stratejimizle Türkiye’nin geleceğine, potansiyeline güvenen ucuz ve tertemiz fonlar ülkemize akacak. Kalkınmanın finansmanı ucuzlayıp, rahatlayacak. Türkiye hızla büyüyen yeşil fonlardan, sürdürülebilirlik fonlarından hak ettiği payı alacak. 2030’a geldiğimizde; demokrasisi, kurumları ve kuralları güçlü bir Türkiye’de, üreterek zenginleşen, rekabetçi bir Türkiye’de, zenginliği adil paylaşan bir Türkiye’de, temiz ve yeşil bir Türkiye’de: Fert başına gelirimizi 20 bin doların üstüne çıkaracağız. Milli gelirimizi 2 trilyon doların üzerine taşıyacağız. İhracatımız 600 milyar doları aşacak. 7 yılda 8,5 milyon yurttaşımıza yeni iş yaratacağız. İşsizliği ve enflasyonu düşük tek haneli rakamlara indireceğiz. Ülkemizi ve insanımızı hak ettiği refaha kavuşturacağız.

‘Biz hazırız, milletimiz hazır’

Nereye gideceğini bilmeyen kaptana hiçbir rüzgâr yardım edemez. Biz ülkemizi nereye götüreceğimizi, insanlarımıza nasıl bir gelecek sunacağımızı çok iyi biliyoruz. Temiz enerjiyle, temiz üretimle, temiz fonlarla, temiz toplumla, tertemiz bir gelecek inşa edeceğiz… Bu iddialı hedefleri yakalamaya milletimizi önce feraha, sonra refaha kavuşturmaya hazırız. Biz hazırız. Milletimiz hazır.”

Foggo: Sosyal devlet ve fırsat eşitliği dönemi başlıyor

CHP Yoksulluk ve Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo açıklamalarda bulundu.

Foggo’nun satırbaşları şöyle:

Türkiye tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Yokluğu da varlığı da birlikte yaşadık ve atlattık. son 20 yıldır Türkiye’de gittikçe derinleşen yoksulluk adaletsizliğe yol açıyor. Zenginin daha zengin yoksulun ise daha yoksul olduğu ve bunun doğal karşılandığı bir zamanın içindeyiz. Bu memlekette eşitsizlik bu kadar derin ve yakıcı olmamıştı. Çünkü bu memleket bu kadar umursamaz bu kadar kötü bir yönetim anlayışıyla karşılaşmadı. Bu adaletsiz sisteme karşı CHP iktidarının ilk hedefi yoksulluğu kökten bitirmek olacak.

CHP iktidarında hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek ben bu sözün büyüsü ve gerçekliğiyle hiçbir çocuğu geride bırakmayan bir sistemi inşa ederken bir taş koymak için buradayım. bugün burada ilan edilen vizyon güçlü sosyal devlet ile fırsat eşitliği dönemi başlıyor. Bu kalkınma vizyonunun en önemli boyutlarından bir sosyal devlettir. Sosyal devlet ifade özgürlüğü ile okullarda ücretsiz beslenme hakkını birbirinden ayrı düşünmez.

CHP iktidarının ilk 6 ayında Aile Destekleri Sigortası Kurumu kurulacak. Tüm sosyal yardımlar tek bir çatı altında toplanacak. Hiç kimse sosyal yardım almak için kapı kapı dolaşmak zorunda kalmayacak. Devlet, zorda olanın ayağına gidecek.

Prof. Dr. Kara: Kalkınmayı destekleyecek politikaya ihtiyaç var

Merkez Bankası’nın eski Başekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara, video konferans yoluyla toplantıda konuştu.

Kara’nın satırbaşları şöyle oldu:

Yoksullukla mücadele için kaynak gerekiyor. Sürdürülebilir bir büyüme, gelir artışı lazım. Ayağı yere basan bir makro çerçeve oraya koymak gerekiyor. Önümüzdeki dönemde bir makro istikrar programının ana bileşenleri, özellikle makro finansal taraftan bakılınca nasıl olmalı, teknik görüşlerimi dile getireceğim.

Geçmişten ders alıp, geleceğe yönelik politikaları tasarlamak gerekiyor. Türkiye’nin önemli bir deneyimi var. 2001 krizi sonrası uygulanan politikalar. Bu politikalardan alınabilecek dersleri anlatıp, Türkiye’ye özgü, makro finansal tasarım nasıl oluşturulabilir, buna ilişkin görüşlerimi açıklamak istiyorum. 21. yüzyılda ekonomi politikası deneyimi deyince, arka planda MB’nin de başrolde olduğu bir kronoloji de benim aklıma geliyor.

2001 sonrası bir enflasyon hedeflemesi uygulandı. Bağımsız para politikası ve MB’nin kısa vadeli faizleri temel araç olarak kullandığı, buna da sıkı bütçe politikasının, faiz için fazla ile eşlik ettiği bir program vardı. Küresel kriz sonrasında yaklaşım değişmeye başladı. Finansal istikrar vurgusu öne çıkmaya başladı. Ama arka planda MB’nin faiz politikası üzerindeki kısıtlar o dönemde başlamıştı. Para politikasının önemsizleştirilmesi diye tanımladığım dönem var sonrasında.

Prof. Dr. Gürkaynak’dan enflasyon mesajı

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Prof. Dr. Refet Gürkaynak da video konferansla toplantıya bağlandı. Gürkaynak, şöyle konuştu:

Bazen Türkiye’de olup biten şeyleri dünyanın bize bir tezahürü olarak anlatmaya çalışıyorlar. Bunlar bize enflasyon veyahut fakirlik Türkiye’ye olan şeyler deme yolları. Bu sorumluluğu bizden atıyor, belki biraz içimizi rahatlatıyor ama diğer yandan da bunu değiştirme yetkisini de elimizden alıyor. Halbuki böyle değil. Türkiye her ülke gibi bir ülke.

Enflasyonun bu kadar yüksek olmasının nedeni adının Türkiye olması, şu enlem bu boylamda olmasından kaynaklanmıyor. Etrafımızda olan biten bizi de etkiliyor. Bunlar tabii doğru ama en nihayetinde Rüzgârda savrulan bir yaprak değiliz. Bu ülkede ne olup bittiğine dahil bu ülkenin insanları olarak söz sahibiyiz. Ve bunun sorumluluğunu almak zorundayız. Bu enflasyon bizim yaptığımız bir şey. Dünyanın her yerinde olduğu gibi kötü politikalar kötü, iyi politikalar iyi sonuçlar doğuruyor. Dünyanın hiçbir yerinde işe yaramayacak politikalar Türkiye’de de yaramıyor. Buna da şaşırmamak lazım.

Türkiye’de açık bir ırkçılıkla ‘burası Uganda mı’ cümlesinde geçen Uganda’nın enflasyonun ile Türkiye’nin enflasyonu. Enflasyonu düşürmüşler ve yükselmemiş. Umarım Ugandalı dostlarımız da Türkiye ile alay etmiyordur.

Enflasyona genel bir kötü yönetim göstergesi. Enflasyon bir vergi. Birilerinden alıp veriyor. En adi en aşağılık vergilerden birisi. Zenginden alır fakire verir. Enflasyon ile büyümek isteyenler çuvalladı. Böyle bir şey yok. Hiç olmadı.

Prof. Dr Akçiğit: Çok fazla alanda sıkıntılarımız var

Chicago Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ufuk Akçiğit, video konferansla toplantıda konuşma yaptı.

Akçiğit, şunları söyledi:

Buradan gözlemlediğimiz tabii ki meselelere çok detaylı yaklaşmak gerekiyor. Türkiye’nin son 60 yılında hiçbir şey olmadığı gibi… Türkiye ekonomisini biz nerede bıraktıysak orada kalmış. Çok fazla alanda sıkıntılarımız var. Biz bu problemlerimizi işin uzmanlarıyla tartışırsak düzeltebiliriz.

Böke: Üretimimizi değiştirmeye geliyoruz

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Akçiğit’in konuşmasının ardından sahneye çıktı. Böke, şunları ifade etti:

Türkiye’yi Cumhuriyet’imizin ikinci yüzyılında kalkındıracağız. Toplumun tüm kesimleri hep birlikte zenginleşeceğiz.

Üretimi dönüştüreceğiz. Bugün ekonomi ranta dayanıyor. Dönüştürdüğümüzde üretken yatırımlara dayanacak. Bugün ekonomi ağır bir sömürü düzeni içinde yürüyor, yarın kalkınma olacak. Bugün vergi yükü halkın omzuna, sırtına bırakılmış vaziyette, yarın adaletli bir vergi reformu olacak, daha çok kazananın daha çok vergi ödediği adil bir düzen kurulacak.

Üretimimizi değiştirmeye geliyoruz. Yeşil dönüşümle üretimimizi dönüştürdüğümüzde Avrupa’nın sınırında Avrupalıya vergi ödemeyeceğiz. Her yıl o 3 milyar euro Türkiye’ye kalacak ve üretim, istihdam yaratacak.

Biz yeni bir kamucu anlayışla yönetmeye geliyoruz. Her şeyin önüne kamu yararını koyacağız. Bu esnada piyasa aksaklıkları varsa onları mutlaka gidereceğiz. Verimliliği hedefleyeceğiz. Teknolojinin toplumda eşit erişimini ve yaygın kullanımını hedefleyeceğiz. Yeteneklere, insanına yatırım yapan yeni bir kamucu anlayışla geliyoruz.

Biz geldiğimizde kamuda temiz ihale dönemi başlayacak. “Kaynağımız var” dememiz boşuna değil. Kamu kaynakları Kamu-Özel İşbirliği Projeleri adı altında yandaşa aktarılmayacak. Kamunun kaynakları yolsuzluk içeren ihaleler dağıtılmayacak. Kamunun parası kamuda, halkta kalacak.

Kılıçdaroğlu 2. kez kürsüde

İkinci kez kürsüye çıkan Kılıçdaroğlu, konuşmacıları işaret ederek “Önce umutsuz olmamamız gerektiğini bize gösterdiler” dedi ve şunları söyledi:

Türkiye’nin kökten bir değişime ihtiyacı var. Böyle bir Türkiye mümkün ve emin olun iktidara geliyoruz. Bu köklü değişimi gerçekleştireceğiz. Bu ülkede hiç kimse korkuyla uyanmayacak. Yönetenler gelip gidecek ama ülke bir daha asla savrulmayacak. Bu benim güzel ülkeme bırakacağım en büyük ve en güzel mirasım olacak. Bugün verdiğimiz kavga Türkiye’nin yarın nasıl bir ülke olacağının kavgası. Sanıyorum bu açıklamaların tümü bunları göstermiştir.

‘6 vatansever liderin masası’

Size ana muhalefet partisinin lideri olarak seslenmiyorum. Kuracağımız güç birliğinin parçası olarak söylüyorum. Bir de bizim siyasal birlikteliğimiz var tabii yani altılı masa. Türkiye için kalbi atan 6 vatansever liderin masasıdır o. Zorbalığa direnen, her türlü kara propagandaya direnen altı lideriz biz.

‘Birlikte yürümeye devam edeceğiz’

Türkiye için kenetlendik. Halkımızın haysiyetli yaşamı için kenetlendik. Biz 6 lider olarak birlikte yürümeye devam edeceğiz. Anayasamız hazır. Ekiplerimiz, kadrolarımız gece gündüz ortak bir program için çalışıyorlar. Bizim siyasi, ahlaki ve vicdanı birlikteliğimiz.

‘Bu zaferi cesur insanlar kazanacak’

Meral Hanım’ın partisini kurarken nasıl bir mücadele verdiğini ben çok iyi biliyorum. Meral Hanım merttir. Temel Bey bu altılı masayı kurarken sırtına nasıl bir yük yükleneceğini bilmiyor muydu? Biliyordu. Ama Temel Bey bilgedir ve cesurdur.

Ahmet Bey ile vatan söz konusu olduğunda bir araya gelmekten bir an bile tereddüt etmedik. Onun deneyimi ve entelektüel birikimi bize her türlü katkıyı sağlayacak.

Ben Gültekin Bey’de Menderes ve Demirel’in gençliğini, onların ruhunu görüyorum. Alı Babacan’ın uygulama tecrübesini ve başarısını biliyorum. Altını çiziyorum; bütün dünya da bu gerçeği biliyor. Özetle bu zaferi, iyi cesur ve yürekli insanlar kazanacak.

Türkiye dahil dünyanın her yerinden işinde en iyi uzmanlar ve siyaset üstü vatanseverlerimizle bunun için buluştum. Altılı masayı oluşturan partilerimizin de çok iyi kadroları var. Bu değerli insanlarla birlikte çalışıyoruz. En iyileri bulmak yetmez onların elini güçlendirmek de gerekir.

‘Bay Kemal bu sorunu çözdü’

Bu büyük birlikteliğin başarılı olması için kaynağa ihtiyaç var. Açık ve net söylüyorum; Bay Kemal bu sorunu da çözdü. İktidarımızın ilk altı ayında milletimizin ferahlaması için hızlı çözümlerimiz hazır. İlk adım halkımıza nefes aldırmak sonra kalıcı refahı sağlayacağız.

Gerçekleştirdiğim uluslararası temaslarda toplamda 5 trilyon 461 milyar dolarlık fon yöneten yatırım bankaları ve girişim sermayesi fonlarıyla verimli toplantılar yaptım. Aralarında tefeci, kara para sahipleri, baronlar, şaibeli kişiler yoktu.

‘İlk 3 yılında en az 100 milyar dolar doğrudan yatırım’

Peki ne vardı Dijital teknoloji vardı, yapay zeka, yeşil enerji gibi büyük sektörlere yatırım yapan kurumlar vardı. İktidarımızın ilk 3 yılında en az 100 milyar dolar doğrudan yatırım gelecek ben bu parayı kesinlikle getireceğim.

Peki bu yeter mi? Hayır. Dünyanın her yerinde bağımsız çok büyük varlık fonları var iktidarımızın ilk 3 yılında onlardan da en az 75 milyar dolar yatırım alacağız. Ayrıca yeri yurdu kaynağı belli temiz ve sürdürülebilir fonlardan en az 150 milyar dolar yatırım getireceğiz. Özellikle hedefimiz Avrupa’nın ve Uzak Doğu’nun emekli fonları olacak. Norveç ve Singapur gibi.

‘Ben kirli sermayenin adamı olmam’

Türkiye büyük kaynaklara ve potansiyele sahip bir ülke. Ancak yolsuz yönetim yüzünden halkımız hiçbir şeyden pay alamıyor. Ama Bay Kemal, çetelerle ve yolsuzluk yapanlarla mücadele etme sözü verdi.

Çünkü ben kirli sermayenin adamı olmam. Kirli sermayenin çaldığı 418 milyar doları borçları olarak onların defterlerine yazdım.

Ben biliyorum onlar neden sürekli benimle görüşmek istiyorlar, neden aracılarla haber gönderiyorlar, neden arkamdan iş çeviriyorlar, neden anketçileri suret-i muhalefetten görünen medya kalemlerini satın alıyorlar. Kuruş kuruş dünyanın neresinde neyiniz varsa hepsini biliyorum. Bu parayı hukuk içinde sizden alacağım kurtulamazsınız.

‘Ücretli çalışanlara devletin 300 milyar dolar borcu var’

Bu ülkede ücretli çalışanlara hiçbir zaman büyümeden pay verilmedi. Yetmezmiş gibi sahte enflasyon oranlarıyla çalışanların maaşları gasp edildi. Bugün devleti yönetenlerin bu ülkenin onurlu çalışanlarına borcu var. Bizim yaptığımız hesaplara göre devletin maaş alanlara, yani ücretli çalışanlara en az 300 milyar dolar borcu var. Biz bu borcu ödemeye geliyoruz.

Nasıl ödeyeceğiz? Çalışanlar için gelir vergi tarifesini yeniden düzenleyeceğiz. Sırtlarındaki vergi yükünü alacağız. Gerçek zenginleşme de böyle olur sevgili dostlarım halkın olanı halka geri vererek.

Özetle;

1) Güven ortamı yaratarak yatırımı çekeceğiz.

2) Temiz yönetimle halktan çalınanları halka iade edeceğiz.

3) Akılcı yönetimle Türkiye’yi hızla krizden çıkaracağız.

Bunları yapacağız ama yetmez; halkımızı zenginleştireceğiz. Kalıcı refaha ulaşacağız. Vizyonumuz, yol haritamız, projemiz hazır.

5 proje başlığı

Tüm bu projelerimizi ‘Türkiye’nin ikinci yüzyılını inşa etme’ başlığı altında birleştirdim. Halkımızı kalıcı zenginliğe ulaştıracak projelerimizi 5 kolona ayırdım. Çok sayıda somut proje üzerinde çalıştık. Birkaçını şimdi anlatacağım, geri kalanını ise önümüzdeki günlerde teker teker anlatacağım.

1. kolon: Endüstriyel dönüşümü gerçekleştirme. Türkiye’nin uluslararası rekabet gücünü artırarak topyekün kalkınmayı sağlayacağız. 50 ili kapsayan 8 bölgede özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız. Türkiye genelinde bir üretim ve ihracat hareketi başlatacağız. Tüm Türkiye üretecek, başta İstanbul olmak üzere metropollere yığılan nüfus içi boşaltılan Anadolu’da istihdam imkanı bulacak.

2. kolon: İş gücü dönüşümü: Eğitimde fırsat eşitliği ve üniversitelerimizin bilgi üretmesine, köklü değişimi gerçekleştirecek nitelikli iş gücüne ihtiyacımız var.

3. kolon: Enerji. Enerjide bağımsızlığımızı sağlamak önceliğimiz olacak. Petrolün nerede olacağını tayin edemeyiz ama çipin nerede üretileceğine biz karar verebiliriz.

4. kolon: Gıda bolluğu ve bereketi. Çünkü aç çocuklarla endüstriyel devrimi gerçekleştiremeyiz. Milletimizin en büyük zenginliklerinden biri bereketli topraklarımız. Bu beceriksiz yönetim bizi buğdaya da nohuta da dışarı bağımlı hale getirdi.

İhracat devi olacağız. Ekilmedik toprak kalmayacak bu ülkede. Süt üreten de kazanacak, et üreten de kazanacak. Hiçbir çocuğumuz bu topraklarda yata aç girmeyecek.

5. kolon: Hızlı istihdam artışı. Projelerimiz ile bu bölgelerden ilk etapta yaklaşık 3 buçuk milyon kişi istihdam edilecek. 5 yıl içerisinde 16 milyon 500 bin kişi sürdürülebilir iş edinme programlarına dahil edilecek. tüm bunları Kişi başına düşen mili gelirimizi 20 bin doların üzerine çıkaracağız.

Emeğin değeri artacak temiz yönetim ve güçlü sosyal devletle.

Ben vizyonumuzu kısaca özetlemek istiyorum sizlere;

‘Önümüzde aylar sürecek ızdıraplar var’

Altılı Masa hem cumhurbaşkanlığını hem de Meclis’te çoğunluğu alacak. İzmir İktisat Kongresi’nin açılış konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk bize miras olan şu cümleyi söylüyor. Halkın sesi hakkın sesidir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi’yiz. Halkın sesiyiz hakkın mücadelesini veriyoruz; adalet istiyoruz.

Açık konuşmak zorundayım. Önümüzde aylar sürecek uzun mücadeleler ve ızdıraplar var, korkunç kara propagandalar olacak. Çünkü medya ve kamu kaynakları onların elinde ama sonunda hak galip gelecek halk galip gelecek.

Lamı cimi yok bu zorba gidecek. Halktan çaldıkları her şey yine halka dönecek. Zafer bizim olacak.

‘Ancak biz kazanırsak Türkiye kazanır’

Bunun için doğrul milletim diyorum. Doğrul milletim, asla başını eğme, ayağa kalkın gençler, ayağa kalkın kadınlar, ayağa kalkın çocuklar. Bundan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Söz veriyorum bu ülkeye hak, hukuk ve adalet yeniden gelecek. Söz veriyorum Atatürk’ün vizyonunu hayata geçireceğiz. Söz veriyorum yaşama sevincini geri alacağız. Çünkü ancak biz kazanırsak Türkiye kazanır.

Önce kendinizi alkışlayın.

‘Dünyanın gözünün içine bakın’

İktidara geliyoruz değerli arkadaşlarım. En ufak bir endişeniz olmasın. Dünyanın gözünün içine bakın ve haykırın; Ey dünya Türkiye senin ucuz iş gücü alanın olmayacak, Türkiye senin mülteci kampın olmayacak, Türkiye senin çöp depolama alanın olmayacak. Sana rakip olmak için geliyorum ey dünya. Türkiye bir yıldız gibi parlayacak. Yeni Türkiye hayalimiz için yola çıkıyoruz. Haydi arkadaşlar; başlıyoruz, başlıyoruz, başlıyoruz.

Etiketler: