Ana Sayfa Gündem 28 Eylül 2022

ÖZGÜR ÖZEL: “CHP’NİN GAZETECİSİ’ DİYE BİR TERÖRİSTİ GÖSTEREN O GAZETELERE TAZMİNAT DAVASI AÇACAĞIZ; BÜTÜN TAZMİNATLARI DA ŞEHİT AİLELERİNE VERECEĞİZ”

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel; Tutuklu Gazeteciler Raporu kapsamında kendisi ile görüşülmediğini söyleyen Nedim Şener’e, “O gün seni ziyaret ettiğimiz gibi senin de adın var. Adı geçen kimse inkar etmiyor. Bana gelmediler diye. Sen bana gelmediler dedin. Aç bak kayıtlara 9 Ağustos 2011 ziyaretçin kimmiş? Koğuş arkadaşın Ahmet Şık, dimdik girdi, dimdik çıktı. Seninle ilgili bunu söyleyen kimse yok” tepkisini gösterdi. Özel, “Huyumuz değil ama yapacağız. Genel Merkezimiz tarafından ‘CHP’nin gazetecisi’ diye bir teröristi gösteren o manşeti atanlar, o gazeteler, o gazetelerin bütün sorumluları bu konuda televizyonda konuşanlar takır takır suç duyurusunda bulunacağız. Ayrıca tazminat davası açacağız. Bütün tazminatları şehit ailelerine vereceğiz” dedi.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de basın toplantısı düzenleyerek gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı. Özel’in konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle: 

“TÜKENMİŞLİĞİN, ÇARESİZLİĞİN GÖSTERGESİ: Bir şehidimiz üzerinden siyaset yapılıyor. Şehit acısı bir aile, bir şehre, bir ülkeye düşmüş en büyük acıdır. Bu acıyı istismar etmek, buradan bir siyaset çıkarmaya çalışmak en basit deyimle tükenmişliğin ve çaresizliğin göstergesidir. Nice tükenen iktidarlar nice çaresiz iktidarlar gördü bu Meclis. Ama hiçbirisi giderken AKP iktidarı kadar çirkefleşmedi, seviyesizleşmedi. Elbette bu yapılan saldırıları, hakaretleri, iftiraları kabul etmiyoruz. Ama bazı gerçeklere değinmek, açıklamak lazım. Bir terörist var. İçişleri Bakanlığı’nın şu ana kadar söylediğine göre polisimizin şehit edildiği saldırıdaki intihar bombacısı ve bu kişinin ismi CHP’nin Tutuklu Gazeteciler Raporu’nda geçiyor… 188 kişi ile birlikte geçiyor. Örneğin Mehmet Haberal ile Mustafa Balbay ile Tuncay Özkan ile geçiyor. Bu Meclis’te şu an milletvekili olan üç kişi ile birlikte geçiyor… 

188 KİŞİ İLE GÖRÜŞEMEZDİK: Birinci rezalet şu; biz bu kişilerle görüştük. Ancak 188 kişi ile görüşemezdik. İfadesi sırasında kendi mesleğini gazeteci olarak söyleyenlere mektup yazmışız. Cevap gelmiş. Cevapları sansürlememişiz. Ne geldiyse aynen yayınlamışız. Ne ile suçlanıyorsun? Tutuklu musun hükümlü müsün? Ceza ne? Aynen yayınlamışız. Bu isme daha sonra ne sahip çıkmışız ne baş tacı etmişiz ne gitmişiz görüşmüşüz ama gelen raporu da yayınlamışız. Raporu da başta Adalet Bakanlığı’na yollamışız. Bütçe görüşmelerinde dönemin Adalet Bakanı gösterip ‘bazı konularla ilgili biz bunları çoğalttık, yolladık, bazı şikayetler ortadan kalktı’ falan da demiş.

BU YARGI PAKETİNE AKP’DE O GÜN DE BUGÜN DE GÖREV YAPANLAR ÇİFT EL KALDIRIP OY VERMİŞ: İşin ilginci bize raporunda adı geçiyor dedikleri teröristle ilgili gelişme şu; şimdi gazeteci, haberci olan, doğru haberi yapmak isteyen namuslu kişiler bunu yazar. Bu kişi bu rapor hazırlandığı sene içerdeymiş, rapor yayınlandığında dışarıdaymış. 20 Temmuz 2013’te yayınlanmış bu rapor. Bu kişi ne zaman serbest bırakılmış? 11 Mayıs 2013. Ne ile? 4’üncü yargı paketi ile. Şöyle ifade edeyim. Barış süreci olarak nitelendirilen PKK ile görüşmelerin en üst düzeyde sürdürüldüğü süreçte cezaevlerini boşaltan yargı paketi ile. Bu yargı paketini AKP Meclis’e getirmiş, bugün bize tweet atanlar, AKP’nin o gün de bugün de görev yapanlar, çift eli kaldırıp oy vermiş, Mersin saldırganını da salıvermiş. Bunu haber yapın arkadaşlar.

ERDOĞAN’IN RÜTBE TAKTIKLARI BUGÜN TERÖRİST: Ya kimler kimler? Ergenekon terör örgütü diye o gün içerde olup bugün AK Parti’nin yandaş gazetecisine dönüşmüş tiplemeler gelmiş şimdi, ‘efendim sen o gün terörist olduğunu biliyordun.’ O gün senin de terörist olduğunu söylüyordu AK Parti. Bu raporun içinde yer alıp da sonradan teröre bulaşan, terör eylemi yapan kim varsa hepsinin karşısındayız. Allah cezasını versin. Ama o gün her terörist dediklerinin bugün ne durumda olduklarına ya da o günün itibarlılarının bugün ne durumda olduklarına bakın. AK Parti’nin Türkiye’ye, hukuk sistemine yaptığı en büyük kötülük bu. O günün kıymetli gazetecisi Mehmet Baransu, bugün terörist. O gün Genelkurmay’ın en üst görevlerinde olanlar, darbeye kalkıştılar, bugün terörist. Erdoğan’ın rütbe taktıkları bugün terörist. Ama o gün terörist denip bugün dışarıda olup itibar görenler de var. Ama CHP o kişi ile ilgili yazdığı mektubun listede yer alması dışında hiçbir iş, işlem, faaliyet, açıklamada bulunmadı. 

DESTİCİ, YEMEKLİ DAVETİNE KATILANLARIN LİSTESİNE BAK, KAÇ FETÖ’CÜ VAR: Kıymetli bir büyüğümüz dedik, ne yapalım. Yani siyasetteki seviyesini, gazetecilikteki dilini o seviyeyi söylemeyip deyince ‘bana büyüğümüz’ diyor diye böbürlenen biri var. Şimdi çıkmış oradan buradan atıyor. Sormazlar mı sayın Pazarcı, sen o gün Bugün gazetesinde çalışıyordun da Akın İpek şimdi ne durumda? Senin maaşını ödeyen adam bugün firarda, terörist. Mustafa Ünsal… O gün birlikte televizyonlara çıktıkları en yakın arkadaş oldukları bugün gazetesindeki köşesinden CHP’ye saldırıyor. Kardeşim, Mustafa Ünsal’ın kankası sendin, ben değildim. Nerede Mustafa Ünsal? Mustafa Destici, ağzına geleni söylüyor. Ya sen o tarihte yemekli davet vermişsin. Katılanların listesine bak bakalım içinde kaç tane FETÖ’cü var, kaç tane FETÖ mensubu gazeteci var? Onları görmeyin. 

NEDİM ŞENER…: Bir ismin üzerinde duracağım. Kusura bakmasın. Nedim Şener… Çıkmış diyor ki ‘bu raporla ilgili benimle görüşülmedi.’ Bu rapor Tutuklu Gazeteciler Raporu. Cezaevinde ziyaret edilen gazetecilerden hareketle başlandı. 2012’nin sonunda bir mektuba gelen cevaplarle toparlandı. 2013 yılında da basıldı, dağıtıldı. Birincisi, bu raporda nal gibi yazıyor ki bu tarihde Nedim Şener, kendisi diyor ki ‘ben tutuklu değilim’, serbest bırakıldı, yargılanması devam ediyor diyor.

AJANDAM, MEŞHUR… 9 AĞUSTOS 2011 ÖZGÜR ÖZEL’İN NEDİM ŞENER’İ ZİYARETİ: Nedim Şener, bak ajandam. Meşhur. 9 Ağustos 2011. Özgür Özel’in Nedim Şener’i ziyareti… Yazmışım, ilk soru eşi Vecide Şener. Kızı eşi ile aynı isimde ama D ile başlayan başka ismi var. Şimdi kızının adını söylemenin lüzumu yok. Taş Mektep’te okuyor o tarihte. Tarık Akan’ın okulu demişsin. 4 Mart 2011’de gözaltına alınmışsın. 6 Mart 2011 günü tutuklanmışsın. Neye bağlıyorsun dediğimde, Hrank dosyası demiş. Bu kadar yuvarlak yapıp ünlem koymuşum. Doğru mu Nedim Bey? Çık, benimle görüşmedi Özgür Özel de. Kitap sayısındaki sınırlamadan şikayet etmişsin. Yemeklerin yağından… Personel iyi demişsin, kantinde olmayan şeyleri dışarıdan aldıramamaktan şikayet etmişsin. Bilgisayar süresi ve kayıt yapılamama… O gün seni ziyaret ettiğimiz gibi senin de adın var. Adı geçen kimse inkar etmiyor. Bana gelmediler diye. Sen bana gelmediler dedin. Aç bak kayıtlara 9 Ağustos 2011 ziyaretçin kimmiş.

ŞIK, DİMDİK GİRDİ, DİMDİK ÇIKTI: Koğuş arkadaşın Ahmet Şık, dimdik girdi, dimdik çıktı. Seninle ilgili bunu söyleyen kimse yok. Bugüne kadar da söylemedim. Bundan sonra da söylemeyeceğim kısım da var. Kardeşim, sen Hrant dosyasından dolayı olduğunu düşünüyorsun, ama o gün, ertesi gün basına geçtiğimiz ziyaret raporuna şunu da yazsanız iyi olur dediğiniz kısım var. Ben yazmadım. Bugün utanırsın diye yazmadım. Açıkla onu dersen onu da açıklarım. De ki ‘beni ziyaret etmediler.’ De ki ‘Ben Özgür Özel’e rapora bunu da yazarsanız iyi olur demedim.’ ‘Özgür Özel onu not almadı, sonra da üzüldüm’ de bakalım. De bakalım da ne demişsin. Birazcık insan ol ya.

NE DEMELİ HAMZA DAĞ’A: Bülent Turan… Efendim bilmiyorlar mıymış, orada yazıyormuş… Biz neden yargılanıyorsun demişiz. Bize ne yazdıysa raporumuza yazmışız. Raporu size de yollamışız. Hamza Dağ… Ne demeli Hamza Dağ’a. Yanındaki danışmanı arabasında kokain çekerken yakalanmış. Televizyon kanalında bana soruyorlar diyor ki ‘suçun şahsiliği var.’ Kimin yanında çalıştığını bağlamaz. Israr ediyorlar diyorum ki ‘Ben Hamza Dağ’a fikren karşıyım ama bu iş Hamza Dağ’ı işidir diyemem’ diyorum. Aylar sonra gecikmiş bir özür, ‘Başkanım ben izledim, onları onları söylediler ama sen çok dürüst, namuslu adammışsın. Hamza Dağ ile bunun ilgisi yok kişisel suç dedin, benim de yanıma onu birileri çakmıştı’ diye konuşuyorsun. Bugün çıkmış mal bulmuş gibi üstünde tepinecek, geliyorsun, ‘Bunlar teröristle görüştü…’ Üç oy için değecek mi? Bülent Turan seni bu mu kurtaracak? AK Partililer bu mu kurtaracak sizi? Yalancılığın, iftiracılığın, seviyesizliğin sizi kurtaracağını mı sanıyorsunuz?

ZEKATI OLAMAZSINIZ: Sizden korkan beter olsun. CHP’nin vatanseverliğine, yurtseverliğine, şehidin, gazisine, bayrağına, toprağına saygısının yanından geçemezsiniz, zekatı olamazsınız. Tayyip Erdoğan bugün desin siz ortak değiştirirsiniz, ittifak, kanal değiştirirsiniz. Bugün milliyetçisiniz, yarın her şeyi terk eder bambaşka bir düzlemde Tayyip Erdoğan’ın karar verdiği kimse onla pazarlık edersiniz. CHP’ye bu sözü söyleyecek ve bununla itham edecek, buradan kendisine siyaset çıkaracak siyasetçi bitmiştir. Herkes haddini, yerini bilecek. Ayrıca bugünkü gazetelerin manşetleri… Huyumuz değil ama yapacağız. Genel Merkezimiz tarafından ‘CHP’nin gazetecisi’ diye bir teröristi gösteren o manşeti atanlar, o gazeteler, o gazetelerin bütün sorumluları bu konuda televizyonda konuşanlar takır takır suç duyurusunda  bulunacağız. Ayrıca tazminat davası açacağız. Bütün tazminatları şehit ailelerine vereceğiz. Şehitlerimize vereceğiz. Bugün işlem yapılmazsa yarın işlem yapılacak. 

75 MİLYAR TL, BÜTÇEDEN ÖDENDİ: Merkez Bankası, kuralları, kültürü, gelenekleri olan geçmişten bugüne birikim aktaran bir banka. Ama şu anda birisinin çiftliği gibi yönetiliyor. 42’nci maddesi der ki ‘yılda iki kez Meclis’e gelecek, Plan Bütçe Komisyonu’na brifing verecek.’ Tövbe, iki kez yapmıyor, binde bir biz bağırıp çağırırsak bir kez ya geliyor ya gelmiyor. 9 Eylül itibariyle Kur Korumalı Mevduat’ta 1,3 trilyon para var. Bu paranın bir kısmı hazineden karşılanıyor. Bir kısmı vazgeçilen vergiler. Ama döviz temelli olanlarda da Merkez Bankası bir maliyete katlanıyor. Kur Korumalı Mevduat için yani Türk parasına güvenmeyen, parasını dolarda tutanlara dediler ki gel sen parayı TL’ye döndür, parayı bizim faizde tut, ben sana yüksek faiz vermeyeceğim ama kur garantisi vereceğim. Paran dolar yükselirse ben sana aradaki farkı ödeyeceğim… Ya sordular, nereden ödeyeceksin. Merak etmeyin garibanların cebinden ödeyeceğim dediler. Şu ana kadar 75 milyar TL bütçeden ödendi. 10 milyar TL’lik de verecekleri vergiyi tamam Kur Koruma’da kalırsan vergi almayacağım deyip vergilerden vazgeçildi. Ama en az bir 75, hatta 85 milyar TL de Merkez Bankası’nın ödediği var. Plan Bütçe Komisyonu’nun başkanına, Meclis Başkanı’na, Plan Bütçe Komisyonu üyeleri sesleniyoruz, Meclis açıldığında gün, ay, dakika beklemeden Merkez Bankası Başkanı’nın gelip bu sunumu yapması gerekir.”

“BİR, ALTILI MASA’DA TAM MUTABAKAT; İKİ, KAZANACAK CUMHURBAŞKANI” 

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamaları üzerine Özel, “Açıklamayı Kılıçdaroğlu yapsa bunları söylerdi. Ben her seferinde sorduğunuzda söylüyorum, Kemal Bey, şunu söylüyor, herkes konuşabilir ama parti adına konuşan partimizin sözcüsü ve üç grup başkanvekiline çizdiği çerçeve şudur, der ki ‘bir Altılı Masa’da tam mutabakat; iki kazanacak Cumhurbaşkanı.’ Bir Altılı Masa’nın kurulduğunu söylüyor ve ona önem atfediyorsanız o masanın karar verici olduğunu söylersiniz. Sizin söylediğiniz noterler karar verici değillerdir. Notere neyi götürürseniz onu onaylar. Karar vericinin Altılı Masa olduğuna, ki bunu sayın Genel Başkan defalarca söylüyor, ve o Altılı Masa’nın belirlediği adayın 13’üncü Cumhurbaşkanı olacağına vurgudur. Genel Başkanımız ile çelişen bir durum yoktur” değerlendirmesini yaptı.

“MERAL HANIM’IN KOCAELİ MESAJLARI BİRLİKTELİĞİN GÜÇLÜ VE SARSILMAZ OLDUĞUNUN GÖSTERGESİDİR”

Akşener’in “Borcumuz yok” söylemi üzerine yöneltilen soruya Özel, “Meral Akşener’in Kocaeli’nde bir açılışta sayın Genel Başkanımız ile ilgili ona duyduğu hürmet, saygı ve onunla ilgili dün akşam da ifade ettiği, kendi borçlu hissettiği söylemleri zaten bizim ittifakımızın temelini oluşturan ve üzerine inşa ettiğimiz binayı en güçlü kılan yaklaşım olduğunu düşünüyoruz. Bizim gücümüz, örneğin Cumhur İttifakı gibi sadece düğünde fotoğraf çektirmiyoruz biz. Onlar sadece düğünde bir araya gelebiliyorlar. Altı lider bir arada oturuyor. Birbirilerine mesaj vermek için kameralara, televizyonlara ihtiyaç yok. Aralarında güven ilişkisi var. Meral Hanım’ın Türkiye’ye hepimizi de etkileyen tonda, hissiyatta vermiş olduğu Kocaeli mesajları bu birlikteliğin ne kadar güçlü ve sarsılmaz olduğunun göstergesidir” yanıtını verdi.