Ana Sayfa Genel 11 Eylül 2022

“ORTA VADELİ PROGRAM, İKTİDARIN EKONOMİK MODELİNİN VE VAATLERİNİN İFLASININ RESMİ GAZETE İLE İLANIDIR”

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı Erdoğan Toprak, “Orta Vadeli Program (OVP), iktidarın ekonomik modelinin ve vaatlerinin iflasının Resmi Gazete ile ilanıdır. Yeni OVP, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ve Tek Adam yönetiminin ülkeye verdiği ağır hasarın, kurumsal çöküşün ve iflasın belgesi niteliğindedir. Yeni bir ek bütçenin yolu açılabilir” dedi.

CHP Genel Başkan Koordinatör Başdanışmanı ve İstanbul Milletvekili Erdoğan Toprak, haftalık değerlendirme raporunu bugün yayınladı. Toprak’ın değerlendirmeleri özetle şöyle:

“Türkiye’de satılacak kamu varlıklarının neredeyse tamamını tüketen iktidar, son olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) kamu varlıklarına el atarak adeta KKTC’yi satılığa çıkarttı. KKTC’de yerel seçimleri erteletip yeni belediyeler yasası çıkarttıran iktidarın hamlesi, KKTC yüksek mahkemesinden döndü!

Kıbrıs halkının seçmen iradesini yok sayarak KKTC’de, hükümeti, meclisi ve partileri dizayn eden, mali protokolle ekonomiden siyasete, anayasadan ticarete ve hukuka, dini eğitimden, Diyanet Başkanlığı kurulması talimatına kadar koşullar dayatan Cumhurbaşkanı Erdoğan iktidarı, KKTC halkına ait varlıklara, kamu kuruluşlarına, limanlara, havaalanına, telefon şirketine göz dikti. Kuzey Kıbrıs halkı, KKTC’nin talan edilmesine izin vermeyecektir!

“SERMAYE PİYASASI KURULU İLE İLGİLİ ORTAYA ÇIKAN RÜŞVET İDDİALARININ ÜZERİ ÖRTÜLMEYE ÇALIŞILIRKEN, BORSA İSTANBUL’DA YAŞANAN İŞLEMLER DİKKAT ÇEKİYOR”

Sermaye Piyasası Kurulu ile ilgili ortaya çıkan rüşvet iddialarının üzeri örtülmeye çalışılırken, Borsa İstanbul’da (BİST) yaşanan işlemler dikkat çekiyor. Kamu bankaları hisselerinde 1 ayda yüzde 150-200’e varan kazançlar söz konusu! Bakan Nebati’nin ‘Borsaya girin, hisse senedi alın’ çağrısı kabul edilemez ve etik değildir.

KPSS sorularının çalındığı iddialarında bir saat içinde Devlet Denetleme Kurulu’nu (DDK) harekete geçirerek, soruşturmayla görevlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, SPK’daki rüşvet iddiaları, borsada küçük yatırımcının soyulduğu iddiaları karşısında neden sessiz kaldığı ve DDK’yı harekete geçirmediği sorusunun cevabı, DDK Başkanının aynı zamanda BİST yönetim kurulu üyesi olması! Ayrıca Cumhurbaşkanlığı üst yönetiminin de neredeyse topluca BİST yönetim kurulu üyesi olarak görev yapması!

“BAKAN’IN ÇAĞRISINA VE SÖZÜNE GÜVENİP BORSAYA GİREN VE KAYBEDEN YATIRIMCILARIN HESABINI YİNE BAKAN VERMEK ZORUNDA”

BİST ve SPK’da yaşanan bu süreçler; iktidar destekli kumanda ekonomisi üzerinden yürütüldüğünü, bir yerlerden gelen dış kaynakların BİST üzerinden sisteme sokularak temizlendiğini düşündürüyor. 2 milyona varan borsa yatırımcısı içinde sistemi kontrol eden ve kazanan sadece 66 bin kişi!

Tüm bunlar sermaye piyasalarında ‘şüpheli’ olarak nitelendirilebilecek gelişmeler. Bu zemini hazırlayan da dünyada örneği görülmemiş bir şekilde iktidarın Hazine ve Maliye Bakanı! Niçin bakanın bahsettiği yabancı yatırımcılar kamu bankalarının hisselerine yatırım yapıp bu hisseleri ve endeksi tavan yaptırıyor? Bu soruların cevabı verilmek zorunda. Ayrıca Bakan’ın çağrısına ve sözüne güvenip borsaya giren ve kaybeden yatırımcıların hesabını yine Bakan vermek zorunda!

“ORTA VADELİ PROGRAM, İKTİDARIN EKONOMİK MODELİNİN VE VAATLERİNİN İFLASININ RESMİ GAZETE İLE İLANIDIR”

2023-2025 Orta Vadeli Program (OVP), iktidarın ekonomik modelinin ve vaatlerinin iflasının Resmi Gazete ile ilanıdır. Yeni OVP, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ve Tek Adam yönetiminin ülkeye verdiği ağır hasarın, kurumsal çöküşün ve iflasın belgesi niteliğindedir. Yeni bir ek bütçenin yolu açılabilir!

Yılsonu bütçe açığı hedefinin ikiye katlanmasında, ‘bütçeye hiçbir ek yük getirmeyeceği’ iddia edilen Kur Korumalı Mevduat (KKM) hesaplarına Hazine ve Merkez Bankası tarafından ödenen kur farklarının katlanarak artması ve beş ayda 130 milyar TL’ye ulaşması en büyük etken. Ek bütçeye KKM kur farkı ödemeleri için konulan 40 milyar liralık ödenek iki ayda yaklaşık beş misli aşıldı. Dolayısıyla yılsonuna kadar kur farkı ödemelerinin 300-400 milyarı bulması, OVP’de iki kat artırılan yılsonu bütçe açığı hedefinin tutmaması kaçınılmaz görünüyor!

“ORTA VADELİ PROGRAM’DA YER ALAN DİĞER MAKRO HEDEFLERİN DEĞİL ÜÇ YIL ÖNÜMÜZDEKİ ÜÇ AYDA YİNE GEÇERSİZ HALE GELECEĞİ GÖRÜLMEKTEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan 11 yıl önce, 2023 yılında kişi başına 25.000 dolar gelir vadettiğini, unuttu. Bütçe açığı hedefinde olduğu gibi, Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan diğer makro hedeflerin değil üç yıl önümüzdeki üç ayda yine geçersiz hale geleceği görülmektedir.

Bütçe açığı hedefinde olduğu gibi, 2023-2025 Orta Vadeli Programda yer alan diğer tüm makro hedef ve ekonomik-sosyal göstergeler inandırıcılıktan ve gerçeklikten yoksundur. Mevcut tablo; iktidarın OVP’de rakamsal hedefleri tutturabilmesinin imkânsız olduğunu gösteriyor ve 11 yıldan bu yana halka yalan söylediğini kanıtlıyor!

“ALIM GÜCÜ BÜYÜK ÖLÇÜDE YOK OLAN GENİŞ KESİMLERİN YOKSULLAŞMAYA DEVAM EDECEĞİNİ BUGÜNDEN İFADE EDİYORUM”

İktidar, enflasyon ve fiyatlar konusunda TÜİK üzerinden bir algı senaryosunu uygulamaya hazırlanıyor. Geçen yılın aralık ayında yüzde 13,58 ve bu yılın ocak ayında aylık yüzde 11,10 yükselişle rekor kıran enflasyon oranları önümüzdeki aralık ve ocak aylarında devreden çıkacak ve hesaplamaya dahil olmayacak!

İktidarın gerçeklerden kopuk, tamamıyla algıya yönelik bu senaryosuna rağmen fiyatlarda bir düşüş olmayacağını, aksine fiyat artışları ve zamların süreceğini, alım gücü büyük ölçüde yok olan geniş kesimlerin yoksullaşmaya devam edeceğini bugünden ifade ediyorum.

“İKTİDAR, AÇLIK VE YOKSULLUKTAN SİYASETEN BESLENİYOR”

Yakında açıklanacağı duyurulan ‘Sosyal Destek Paketi’ (SDP), gerçekte iktidarın 20 yıl boyunca toplumdaki yoksulluk ve açlığı, sefaleti yaygınlaştırıp, kalıcı hale getirdiğinin itirafıdır!

Tamamıyla seçime endeksli bu tek seferlik ödemeler, destek veya yardım adıyla ve yine halkın vergileriyle bütçeden aktarılacak bu kaynaklar; soruna kalıcı çözüm olmaktan uzak, günü kurtarma, ‘yoksul seçmene bir parmak bal’ yaklaşımıyla siyasi nema elde etme gayretleridir. İktidar, açlık ve yoksulluktan siyaseten besleniyor!

“RUSYA, AB EKONOMİLERİNİ AĞIR RESESYON VE DARALMA RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA BIRAKTI”

Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle; AB yaptırımları sonrası Almanya başta olmak üzere Avrupa’ya doğalgaz akışını tamamıyla durduran Rusya, AB ekonomilerini ağır resesyon ve daralma riskiyle karşı karşıya bıraktı. Rusya’nın bu adımının Türkiye ekonomisine de ağır hasar vermesi kaçınılmaz olacaktır!

AB ve ABD başta olmak üzere küresel ekonomide bozulma belirtileri belirginleşti. Bunun Türkiye ihracatına, dış ticaretine negatif etkilerinin daha da artması, söz konusu. Rusya’nın doğalgaz hamlesiyle Avrupa’yı zorlu bir kış beklerken, bunun Türkiye ekonomisi üzerinde dondurucu etki yaratması ciddi olasılık!

“YAKLAŞIK 500 MİLYARLIK KREDİ PAKETİYLE SANAL PARA BOLLUĞU VE SANAL BÜYÜME YARATMAYI HEDEFLİYOR”

İktidar, 2017 ve 2018’deki referandum ve seçim öncesi yaptığı gibi ‘Hazine Destekli ve Kefaletli’ yeni bir kredi paketi ilan etmeye hazırlanıyor. Yaklaşık 500 milyarlık kredi paketiyle sanal para bolluğu ve sanal büyüme yaratmayı hedefliyor!

İktidar seçime doğru, kredi musluklarını açmaya ve bol keseden para dağıtmaya hazırlanıyor.  Hazine kefaletiyle ve KGF garantisiyle kredi pompalayacak. Son çırpınışlarını sergilemek üzere harekete geçen iktidar, denenmiş-yıpranmış ve modası geçmiş uygulamalardan medet umuyor!

“YUNANİSTAN VE GKRY’NİN TÜRKİYE ALEYHİNE ÇALIŞMAYA, LOBİ VE KULİS YAPMAYA DEVAM EDECEKLERİ, DAHA İLK GÜNDEN AÇIĞA ÇIKTI”

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un önerisiyle gündeme gelen Avrupa Siyasi Topluluğu’nun ilk toplantısı, 6-7 Ekim’de Prag’da yapılacak. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin karşı çıkmasına rağmen Türkiye, AB ile yakın siyasi ve coğrafi bağları bulunan ülkelerin yer alacağı toplantıya davet edildi.

Avrupa Siyasi Topluluğu oluşumu ile Türkiye yeni bir üyelik dışı sürece dahil edilerek AB’den daha fazla uzaklaşması önlenmeye çalışılıyor. AB içinde olduğu gibi bu oluşumda da Yunanistan ve GKRY’nin Türkiye aleyhine çalışmaya, lobi ve kulis yapmaya devam edecekleri, daha ilk günden açığa çıktı!

“TÜRKİYE-ARAP ÜLKELERİ İLİŞKİSİNİN YAKIN DÖNEMDE NORMALLEŞMESİ, ÜLKEMİZ ALEYHİNE OLAN HAVANIN DAĞILMASI GÜÇ GÖRÜNÜYOR”

İktidarın Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Mısır ile normalleşme, Suriye ile diyalog girişimlerine karşılık Arap Birliği’nde Türkiye karşıtı tavır artarak devam ediyor. Türkiye-Arap Ülkeleri ilişkisinin yakın dönemde normalleşmesi, ülkemiz aleyhine olan havanın dağılması güç görünüyor!

Arap Birliği’nin Türkiye’ye karşı kullandığı sert ifadeler ve suçlamalar; bölgedeki Arap ülkeleriyle kısa süre öncesine kadar sürdürülen gerilim siyaseti ve iç çekişmelerde ‘taraf olma’ politikasının etkilerinin hâlâ sürdüğünü gösteriyor. Kısa ve orta vadede Türkiye’ye bu bakış açısının kolay kolay değişmeyeceğini ve sürecin uzayacağını öngörmekteyim!”