Ana Sayfa Genel 14 Mayıs 2022

Ahmet Türk: Kürtler olmadan, Millet İttifakı seçim kazanamaz

Eski HDP milletvekili ve yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Ahmet Türk, “Kürtler olmadan, Millet İttifakı’nın seçimleri kazanamayacağı açık” dedi.

“Bir varsayım olarak muhalefetin sandıkta kazandığını düşünürsek, Erdoğan’ın bunu içine sindirip demokratik biçimde makamını teslim edeceği konusunda ciddi kuşkularım var” diyen Türk şunları söyledi:

“Bana kalırsa seçimi kazanabilecek durumda değil AKP. Üstelik giderek bir anlamda MHP’lileşmiştir. Bu haliyle istediği oyu alamaz. Bu yüzden de her türlü siyasi hile, taktik, manevra ve yasadışı yola başvurarak toplumu tam bir kaos ve çatışma ortamına sürüklemekten çekinmeyecek bir zihniyet var karşımızda.

Bir varsayım olarak muhalefetin sandıkta kazandığını düşünürsek, Erdoğan’ın bunu içine sindirip demokratik biçimde makamını teslim edeceği konusunda ciddi kuşkularım var. İktidardan gitmemek için elinden gelen her yolu deneyecektir. Kaldı ki muhalefetin tutumu da belirsiz ve bulanık. Her şeyi sandığa ayarlamış. Oysa sokaktaki insanlarla birlikte hareket edilmediği, onların aktif muhalif faaliyetlere katılımının sağlanmadığı ve koordinasyon halinde sokak ile Ankara merkezli parlamento içi siyaset birleştirilmediği sürece, Millet İttifakı hayal kuran tüccar durumuna düşer”

‘Suskunluğu devam ediyor’

Independent Türkçe’den Faik Bulut’a konuşan Türk, Kılıçdaroğlu’nun başlattığı Adalet Yürüyüşü’ne bizzat katılıp simgesel destek verdiklerini hatırlatarak, “Başta MHP olmak üzere benzer zihniyetteki kesimlerden bize yönelik ağır itham ve karalamalar yayımlandı. 2 Ne yazık ki Kılıçdaroğlu, bu karalamaları göğüsleyemedi; sessiz kaldı. 3 Onun bu suskunluk ve mesafe koyma tavrı hâlâ devam ediyor” diye konuştu.

‘Bir süre önce Kılıçdaroğlu ile kahvaltı ettik, CHP’nin Kürt meselesine bakışını eleştirdim’

Bir süre önce Kılıçdaroğlu ile kahvaltı yaptıklarını; CHP liderinin Millet İttifakı ve CHP’nin Kürt meselesine bakışını, bilhassa HPD’ye yönelik baskı ve tutuklamalar konusundaki suskunluklarını eleştirdiğini anlatan Türk şöyle devam etti:

“Bu münasebetle dedim ki: Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) listelerinden seçime katılıp milletvekili olmamız nedeniyle Genel Başkan Erdal İnönü’ye şiddetli eleştiriler yöneltildi. Mesela, ‘Bölücüleri kanadınız altına alıyorsunuz’ denildi. Buna rağmen İnönü, her türlü karalama ve suçlamayı göğüsledi; bizlere sahip çıktı, yaptığının isabetli olduğunu savundu. Kılıçdaroğlu’na, Kürt sorunun çözümüne ilişkin ilk kuralın bu meseleyi sahiplenip içselleştirmek olduğundan bahisle, buna göre bir plan ve program yapılmasını önerdim. Aksi takdirde, sözü çokça edilen toplumsal demokrasi ve özgürlüklerin yarım kalacağını, başarısız olacağını söyledim. Dedim ki: ‘Sayın Kılıçdaroğlu, siz neden uzak duruyorsunuz HDP ve Kürtlerden?’ Doğrusu, hiç renk vermedi ve ses çıkarmadı”

‘Mansur Yavaş’ın aday olması halinde Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum’

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında da konuşan Türk, “İyidir, hoştur, lakin başkan seçildikten sonra gittiği Diyarbakır’da bölge halkına seslendiği konuşmalarıyla son Rize konuşması arasında dağlar kadar fark var. Bu tür çift dil kullanmanın hangisi doğru?” diye sordu. Türk Mansur Yavaş hakkında da, “Aday olması halinde Kürtlerin ona oy vereceklerini sanmıyorum” dedi.

‘HDP’yi kapatacaklar’

“Bu gidişle HPD’yi kapatacaklar gibi bir gözlemim var” diyen Türk, şunları söyledi:

“Yargıçların terkibi ve tutumları bunu gösteriyor. Esasen AKP iktidarının son yıllarında hukuk çürüdü. Çünkü toplum ve insan çürütüldü. Bakınız Millet Meclisi’ne! Öyle bir husumet, kin ve düşmanlık ortamı yaratıldı ki, milletvekilleri, birbirlerini imha edilmesi gereken düşmanlar olarak görüyorlar. Bırakın rakip ve muhalif partilerden politikacıları, AKP içinde bile artık kliklere ayrılmış, birbiriyle kavgalı menfaatçi ve rantiyeci kesimler var. Her biri, diğerlerini tasfiye etmekle uğraşıyor.”

Türk sözlerine şöyle devam etti:

“Somut bir örnek vereyim: Şimdilerde görev dışı bırakılmış AKP’li bir bakanla sohbet etmiştim. Açıkça dertlendi: ‘Recep Tayyip Erdoğan’la yüz yüze gelmek istemiyorum. Çünkü beni ve diğer bakanları nerede görse tek tek veya topluca azarlıyor!’ Oysa biz milletvekilleri, daha önceleri Meclis kürsüsünde birbirimizi eleştiriyorduk ama salonun dışına çıkınca birlikte çay içip sohbet edebiliyorduk.”