Ana Sayfa Gündem 11 Mayıs 2022

“KARARDAN DÖNÜLENE KADAR HER TÜRLÜ HUKUKİ MÜCADELEYİ VERECEĞİZ”

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), “11’inci yıldönümünü kutladığımız İstanbul Sözleşmesi; kadınların, LGBTİ+ların, yaşlıların, mültecilerin, engellilerin ve diğer tüm dezavantajlı grupların haklarının ve hayatlarının teminatıdır. Bir varlık kavgası olan bu davanın, karardan geri dönülene kadar ulusal ve uluslararası alanda her türlü hukuki mücadelesini vereceğimizin sözünü bir kez daha bildiriyoruz” açıklaması yaptı.

Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK), İstanbul Sözleşmesi’nin imzaya açılışının 11. yıl dönümü ’inci yıl dönümü nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Açıklama şöyle:

“NEREDEYSE ÜLKEDE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN ADININ ANILMADIĞI BİR YERLEŞİM YERİ KALMADI”

Geçtiğimiz yıl Sözleşme’nin 11 Mayıs 2011’de imzaya açılmasının 10’uncu yıldönümünde EŞİK’in çağrısıyla binlerce kadın Twitter’da gün boyu ülke gündemi listesinde 2 ve 3. sıralarda yer alarak Sözleşme’ye sahip çıktı. Yedi bölgeden, çeşitli illerden kadınlar çektikleri videolarla “Ben İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyorum, ya sen?” sorusuyla başka kentlerdeki kadınlara seslenerek birbirlerine pas verdiler. Bu zincir sayesinde, kentten kente, kadından kadına canlı bağlar kuruldu. İstanbul Sözleşmesi 10 Yaşında ve Vazgeçmiyoruz etiketleri ile 100 binin üzerinde paylaşım yapıldı.  Sosyal medyada yapılan ama sosyal medya sanallığını aşan bu eylem sırasında ve sonrasında neredeyse ülkede İstanbul Sözleşmesi’nin adının anılmadığı bir yerleşim yeri kalmadı.

“BU HUKUKSUZ GİRİŞİMİN SADECE KADINLARLA İLGİLİ DEĞİL, ÜLKENİN GELECEĞİ İLE İLGİLİ SON DERECE TEHLİKELİ BİR SÜRECİN ÖNÜNÜ AÇACAĞINI VURGULADIK”

Kadın ve LGBTİ+ örgütleri 19 Haziran 2021’de ‘İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz’ diyerek İstanbul Maltepe Mitingi’nde buluştu. Ardından tüm yıl boyunca EŞİK olarak her türlü mecrayı kullanarak, tüm topluma, şiddet ve ayrımcılığın hedefindeki kimsenin can güvenliğinin ve şiddetsiz bir yaşam hakkının kalmadığını, hayatlarımızın tamamen erkeklerin kontrolüne verildiği bir toplum yaratılmak istendiğini anlatmaya çalıştık. Öte yandan temel insan hakları ile ilgili sözleşmelerden tek bir Cumhurbaşkanlığı kararı ile çıkılamayacağının ve bunun hukuken yok hükmünde bir girişim olduğunun altını çizdik. Bu hukuksuz girişimin sadece kadınlarla ilgili olarak değil, genel olarak ülkenin geleceği ile ilgili son derece tehlikeli bir sürecin önünü açacağını vurguladık.

“BÜTÜN YOLLAR İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN HAKLILIĞINA, YAŞAM İÇİN ÖNEMİNE ÇIKTI”

EŞİK’li kadınlar olarak, 24 Haziran 2021 günü Danıştay’a giderek bir an önce yürütmeyi durdurma kararı vermesi için ek dilekçe verdik ve bir basın açıklaması ile sesimizi Danıştay’a duyurmaya çalıştık. 28 Nisan’da yaklaşık bin avukatın, baroların, kadın örgütlerinin ve aktivistlerin katılımı ile Danıştay tarihinde bir ilk gerçekleşti. İçeri girmek isteyen kadınların kapıda polis şiddetine maruz kaldığı, buna rağmen merdivenlerde bile oturabilecek yer kalmayan büyük konferans salonunda ilk duruşma yapıldı. Duruşma salonunda her yerden, her siyasi görüşten, her toplumsal kesimden yapılan hukuki ve politik değerlendirmeler aynı yerde birleşti, bütün yollar İstanbul Sözleşmesi’nin haklılığına, yaşam için önemine çıktı.

“BU İDARİ İŞLEMDE HİÇBİR KAMU YARARI OLMADIĞI VURGULANDI”

Yürütmeyi Sözleşme’den çekilmeye yönelten gece yarısı dürtüsü nedir, diye soruldu? Bu idari işlemde hiçbir kamu yararı olmadığı vurgulandı. Zira halen Sözleşme’nin 44 ülke tarafından imzalanmış ve 35 ülke açısından onaylanmış olduğuna; kadınlar ve LGBTİ+lar açısından hayati güvence oluşuna; Sözleşme’den çekilme ile yaşanan toplumsal infiale, toplumun büyük bir kesiminin bu sözleşmeyi desteklediğine dair birçok tarihsel itiraz ve soru bir bir sıralandı.

“6251 SAYILI ONAY KANUNU YÜRÜRLÜKTE OLDUĞU SÜRECE İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, BİR YASA OLARAK YÜRÜRLÜKTEDİR”

11’inci yıldönümünü kutladığımız İstanbul Sözleşmesi; kadınların, LGBTİ+ların, yaşlıların, mültecilerin, engellilerin ve diğer tüm dezavantajlı grupların haklarının ve hayatlarının teminatıdır. Bir varlık kavgası olan bu davanın, karardan geri dönülene kadar ulusal ve uluslararası alanda her türlü hukuki mücadelesini vereceğimizin sözünü bir kez daha bildiriyoruz. Hepimiz 7 Haziran 2022 tarihindeki ikinci Danıştay duruşmasına hazırlanıyoruz. Tüm kamuoyu ve basının desteğini bekliyoruz. Haklıyız ve hukuka aykırı çıkış işleminin iptal edilmesini bekliyoruz. Tekrar hatırlatıyoruz: 6251 sayılı onay kanunu yürürlükte olduğu sürece İstanbul Sözleşmesi, bir yasa olarak yürürlüktedir.”