Ana Sayfa Gündem 31 Ekim 2021

TÜRK RADYOLOJİ DERNEĞİ GENEL SEKRETERİ PROF. DR. KOŞAR: OLANLARDAN SONRA BİZDEN BİR DE RADYOLOJİYİ ÇEKİP ALDILAR

CEM HAYAT

Türk Radyoloji Derneği (TRD) Genel Sekreteri Prof. Dr. Pınar N. Koşar, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ve buna bağlı çıkarılacak olan Radyoloji Tüzüğü ile radyoloji uzmanının radyasyon görevlisi olmaktan çıkarıldığını belirtti. Koşar, “O alanda çalışırken radyasyon alma olasılığınız tümüyle göz ardı edilerek sadece doza göre, belirli biz dozun üzerinde almışsanız radyasyon görevlisi sayılıyorsunuz. Yani bütün bu olanlardan sonra bizden bir de radyolojiyi, radyasyonu çekip aldılar” dedi.

42’nci Ulusal Radyoloji Kongresi, Antalya’nın Belek ilçesinde yapıldı. Kongre’nin ardından yapılan basın toplantısına TRD Başkanı Prof. Dr. Tuncay Hazırolan, TRD Genel Sekreteri Prof. Dr. Pınar N. Koşar ve 42. Ulusal Radyoloji Kongresi Bilimsel Kurul Başkanı Prof. Dr. Kamil Karaali katıldı. Sözlerine, pandemi döneminde radyoloji branşına mensup sekiz doktorun hayatını kaybettiğini belirterek başlayan Prof. Dr. Hazırolan şu açıklamayı yaptı:

“EN ÇOK KAYIP VEREN ÜÇÜNCÜ BİLİM DALIYIZ”

“Biz neredeyse bütün ana bilim dalları içerisinde en çok kayıp veren üçüncü bilim dalıyız. Çünkü hastanın en çok gördüğü, en uzun süre gördüğü doktor grubu aslında radyologlardır. Özellikle Covid döneminde diğer branşların hastaya uzak durmayı tercih etmesi sebebiyle, hastayı ilk olarak gören ve hastayla temasa geçen hekim grubunu radyologlar oluşturuyor. Hâlâ da önlemlerimizi almamıza rağmen hasta olan doktorlarımız oluyor.

“MUAYENE BASAMAĞI UNUTULACAK DÜZEYE GELDİ ARTIK”

Biz yaklaşık olarak 5 bin kişilik bir camiayız. Teknoloji bağımlısı bir camiayız, cihazlarımızla çalışıyoruz. En büyük sıkıntımız, cihaz başına düşen hasta miktarı ve bu çekimlerden önce bir muayene yapılıp hasta elenerek hasta gönderilmemesi. Yani muayene basamağı unutulacak düzeye geldi artık. Normal şartlarda doktora gidilir, şikayetler dinlenir, doktor muayenesini yapar, gereklilik varsa tetkik ister. Bizim toplumumuzda bu muayene safhası unutulmuş durumda. Bu da tetkik sayısına yansıyor. Tetkik sayısı arttığında da bizim tetkiklerimiz çok masum tetkikler değil. Bir kısmı X ışını ile çalışıyorlar. Gerekli şartlarda yapıldığında bir sıkıntı yok ama çok sık yaparsanız bu X ışınlarının toplum sağlığı üzerindeki etkileri olabiliyor. O yüzden de tüm halkımıza, doktora gittiklerinde ‘Önce beni bir muayene edin’ demelerini istiyoruz.”

TRD Genel Sekreteri Prof. Dr. Koşar ise şunları söyledi

“BU DEMEK Kİ O KADAR BÜYÜK BİR VİRÜS YÜKÜ Kİ BÜTÜN ÜNİTE BİR ANDA HASTALANIYOR”

“Pandemi döneminde radyoloji servisleri çok yoğun bir hizmet verdiler. Çünkü pandeminin başında ne ile karşılaşacağımızı çok bilmiyorduk. Bütün dünyadan gelen yayınlar vardı, ama Türkiye’de en azından radyoloji bölümleri böyle bir hazırlık yapmamıştı. Covid şüphesi olan hastaları alıyorsunuz ve hangi hastanın Covid olduğunu bilmiyorsunuz. O arada başka bir nedenle gelmiş hastalar da var. Dolayısıyla bütün bu hastaları aynı sepete koyuyorsunuz ve sonra bu hastalar bütün hastane içerisinde dağılıyor. Bunun belirli kurallar dahilinde olması lazımdı. Fakat kimse radyolojiye sormadı. ‘Bizim acilen tanı koymamız gerekiyor ki bu hastaları toplumda izole edelim’ dediler. O zaman PCR sonuçları 5-6 günde çıkıyordu. Ama tomografi çekiyorsunuz ve tomografideki bulgulara göre hasta Covid tanısı alıp gidiyor. Elimizden geldiğince o hastaları farklı dilimlerde farklı cihazlarda almaya çalışarak o hizmeti götürdük ama bu anca geçici bir dönem olabilirdi. Fakat süreç çok uzadı ve biz hala çok yoğun bir biçimde; kim Covid, kim değil, kime ne bulaştırdık tereddüdünü yaşadık. Ve bu arada bütün radyoloji personeli hasta oldu. Bu demek ki o kadar büyük bir virüs yükü ki bütün ünite bir anda hastalanıyor. Aslında siz hastaya hizmet vermek için kendi personelinizi koruyamıyorsunuz ama bir sonraki hastaya hizmet veremiyorsunuz. Çünkü bütün personeliniz hasta olmuş durumda.

“HASTAYI ALAN TEKNİSYEN EK ÖDEME ALIRKEN DOKTOR HARİÇ TUTULDU”

Bütün bunlar olurken radyoloji hep unutuldu. Bilim Kurulu’nda radyolojinin temsilcisi yoktu. Sağlık Bakanlığı nezdinde radyoloji sorulmadı. Çünkü radyoloji, onların gözünde bir laboratuvar olarak algılanıyor. Biz bir laboratuvar değiliz, biz bir klinik branşız. Bu süreç zarfında bu kadar yorulurken, üzülürken, bu kadar hastalanırken hem bürokratik mercilerde radyoloji hep geri planda kaldı; hem de her tarafta Covidle uğraşan branşlara ek ödemeler, birtakım avantajlı yararlanmalar sağlanırken radyologlar hep geri planda bırakıldı. Radyolojide hastayı alan teknisyen bu ödemeyi alırken doktor hariç tutuldu.

“BÜTÜN BU OLANLARDAN SONRA BİZDEN BİR DE RADYOLOJİYİ ÇEKİP ALDILAR”

En son Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile ve buna bağlı çıkarılacak Radyoloji Tüzüğü ile radyoloji uzmanının, radyoloji ile bağı koparılıyor. Yani ‘radyoloji uzmanı, radyasyon görevlisi değil’ deniyor. ‘Radyasyon görevlisi olması için belli bir dozun üzerinde radyasyon alması gerekiyor.’ Halbuki radyasyon görevlisinin tanımı şudur: ‘Bulunduğu alan, yaptığı görev nedeniyle belirli bir oranda radyasyon alma olasılığı olan insandır.’ Burada bundan bağımsız olarak o alanda çalışmanız, o alanda çalışırken radyasyon alma olasılığınız tümüyle göz ardı edilerek sadece doza göre, belirli biz dozun üzerinde almışsanız radyasyon görevlisi sayılıyorsunuz. Yani bütün bu olanlardan sonra bizden bir de radyolojiyi, radyasyonu çekip aldılar diye yorumluyorum ben bunu.”