Ana Sayfa Gündem 16 Ekim 2021

ÇOCUKLUĞUNDA ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ PROBLEMİ YAŞAYAN GENÇ ÖĞRETMEN, ÖĞRENME GÜÇLÜĞÜ ÇEKEN ÇOCUKLARA YAZILIM VE TASARIM ÖĞRETEN SİSTEM KURDU

CEM HAYAT

Kendisi de çocukluğunda dikkat dağınıklığı ve hiperaktivite bozukluğu rahatsızlığını yaşayan Ege Orhan, öğrenme güçlüğü yaşayan 6-15 yaş arası çocukların öz disiplinlerini geliştirmesi amacıyla “Özöğretmen” isminde bir uzaktan eğitim sistemi geliştirdi. Orhan, “Bu dersler sayesinde çocukların robotik kodlama, üç boyutlu tasarım gibi dersler almalarını sağlıyoruz. Yani biz çocukları birer yazılımcı ya da tasarımcı olmaları üzerine yetiştirmeye çalışıyoruz” dedi.

Bu tarz rahatsızlıkların normal ve normal üstü zekaya sahip çocuklarda görüldüğünü, bunun bir zekâ geriliği olmadığını belirten öğretmen Ege Orhan, “Bizde dersler sıfırdan değil, eksi birden başlıyor” dedi.

Orhan’ın ANKA Haber Ajansı’na yaptığı açıklama şöyle:

“NORMAL ÖĞRENEN KİŞİLERE GÖRE FARKLI ÖĞRENİYORLAR”

“Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve özgül öğrenme güçlüğü denilen iki tane rahatsızlık var. Bunlar aslında birer öğrenme güçlüğü. Normal öğrenen kişilere göre farklı öğreniyorlar. Örnek olarak disleksiyi ele alabiliriz, özgül öğrenme güçlüğünün bir alt dalı. Dislekside harfleri, rakamları ters algılıyorlar. Yani harfleri bakması gereken yöne göre değil ters yöne bakacak şekilde yazıyorlar. 6 ile 9’u, 7 ile 4’ü karıştırabiliyorlar, sayıları okurken ters okuyabiliyorlar. Onlar için bir sayıyı, bir telefon numarasını yazmak sıkıntı haline gelebiliyor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda da dikkat süresi çok kısıtlı. Çok çabuk dağılabiliyor, sınıfta hayaller kurabiliyor.

“BEN DE O ÇOCUKLARDAN BİRİYDİM”

Ben de o çocuklardan biriydim. O yüzden ben zamanında öğrenme yolculuğunda çektiğim sıkıntıları bildiğim için, bu çocuklar için bir sistem geliştirmek istedim. Bu bir uzaktan eğitim sistemi; sistemin içindeki dersler, kayıtlı dersler. Bu dersler sayesinde çocukların, 21. yüzyıl becerisi dediğimiz robotik kodlama, üç boyutlu tasarım gibi dersler almalarını sağlıyoruz. Yani biz aslında çocukları birer yazılımcı ya da tasarımcı olmaları üzerine yetiştirmeye çalışıyoruz.

“BİZDE DERSLER SIFIRDAN DEĞİL, EKSİ BİRDEN BAŞLIYOR”

Bizim ders yöntemimiz kavramdan bütüne doğru ilerliyor. Yani normal bir materyalin içinde geçen teknik bir kelime ya da başka dildeki bir kelimeyi anlamaları ciddi bir sıkıntı yaratabiliyor. Biz de kavramları tek tek açıklıyoruz. Bizde dersler sıfırdan değil, eksi birden başlıyor. Örneğin üç boyutlu tasarım dersinde, üç boyutlu tasarım programını göstermeden önce; ‘Üç boyut nedir?’, ‘Biz buna neden üç boyut diyoruz?’, ‘Neden etrafımızdaki cisimler üç boyutlu’ gibi şeyleri öncelikle anlatmaya başlayıp devam eden bir süreçten bahsediyoruz.

“BU SÜREÇTE PSİKİYATRLARDAN, ÖZEL EĞİTİM UZMANLARINDAN VE PSİKOLOGLARDAN DESTEK ALDIK”

Ben, 2017 yılında Anadolu Üniversitesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Bölümü’nden mezun oldum. Farklı farklı bir sürü firmada çalıştıktan sonra kendim gibi olan çocuklar için neler yapabilirim diye düşünmeye başladım. Biz okulda hep, öğretim ortamları tasarlamayı öğreniyorduk. Yani ben aslında bir öğretim ortamı tasarladım bu çocuklar için. Ekibimizde psikoloğumuz var, özel eğitimcimiz var. Onlar bizim içeriklerimizi düzenli olarak denetliyorlar. Ayrıca bu süreçte psikiyatrlardan, özel eğitim uzmanlarından ve psikologlardan dışarıdan destek aldık. Sistemi ilk kurarken, bizi ciddi anlamda yol göstericilik yaptılar.

“11 YAŞ SONRASI DERSLERİMİZİN SERTİFİKALARI DA VAR”

Normalde ilk tasarladığımızda 9-15 yaş arası çocuklar için tasarlamıştık projeyi. Fakat son gelen algoritma akış şemaları dersimiz okuma yazma bilmeyen çocuklar için tasarlandığı için 6 yaşa kadar düşürdük. Yani 6-15 yaş arası çocuklar için tasarlanmış bir sistem. Bu sistemdeki derslerimiz, ekonomik olarak oldukça ulaşılabilir bir durumda. Daha küçük yaş grupları için tasarladığımız dersler, algoritmik düşünce diyebileceğimiz; bir işi nasıl yapacağını sıralayabildiği, temel matematiğine yardım edebilecek şekilde. ‘Okuduğunu Anlama’ diye bir ders hazırlanıyor mesela, orada harf harf ilerliyoruz. Harfleri ters yazmayı engellemek için çalışıyoruz. Daha ileri yaşlarda, yani 11 yaşından sonraki derslerde de ilerideki yaşamlarında kullanabilecekleri temel kodlama bilgisi, tasarım bilgisi, temel elektronik bilgisi gibi şeyler öğretiyoruz. Yani bu bilgileri, gelecekteki hayatlarında paraya dönüştürebilecekleri yetenekler haline getirmek istiyoruz. 11 yaş sonrası derslerimizin sertifikaları da var, bu bilgilerini ilerideki hayatlarında paraya dönüştürebilirler.

“HAFTADA EN AZ BİR GÜN, EN AZ BİR SAAT DERSLERE GİRMELERİNİ TAVSİYE EDİYORUZ”

Her dersin tanıtım sayfasında kaç saatlik bir efor harcamaları gerektiği yazıyor. Bazı dersler için 25 saat harcamaları gerekirken, bazıları için 40 saat harcamaları gerekiyor. Bazı derslerimiz çok küçük, onlar için sadece 10 saat efor harcamaları gerekiyor. Haftalık olarak bir ders saati zorunluluğu yok çünkü bu çocuklar böyle zorunluluklardan çok hoşlanmıyorlar. O yüzden biz haftada en az bir gün en az bir saat derslere girmelerini tavsiye ediyoruz. Özellikle 11 yaş altı çocuklar için bir saatten fazla girmelerini tavsiye etmiyoruz. Çünkü onlar için çok yararlı olmayan bir hale dönüşebilir.

“ÇOCUKLARIN KENDİLERİNİ KEŞFETMEDE BÜYÜK BİR KATKIDA BULUNDUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORUM”

Biz bu projeye Aralık 2019’da başladık, ardından pandemi patladı. Yaklaşık 1,5 yıllık bu süreçte oldukça güzel geri dönüşler aldık. Bir veli telefonda ağlayarak, ‘Çocuğum kendi kendine objeler tasarlıyor, robotlar yapmaya çalışıyor, çocuğum sınıfta artık diğer çocuklardan farklı olduğunu düşünmüyor’ dedi. Biz de böyle bir telefon aldığımızda çok duygulandık. Gelen telefonlardan anladığımız kadarıyla, çocukların kendilerini keşfetmelerinde büyük bir katkıda bulunduğumuzu düşünüyorum.

“ASLINDA NORMAL VE NORMAL ÜSTÜ ZEKAYA SAHİP ÇOCUKLARIN BAŞINDA OLAN BİR PROBLEM BU”

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu ve özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar her yerdeler. Bazen fark edilmiyorlar, bazen çok dışlanıyorlar. Onlar aslında hayatın içine ne kadar katılırlarsa, bizim hayatlarımız da bir o kadar güzelleşecek ve bir o kadar iyileşecek. Bunlar bir zeka geriliği değil. Aslında normal ve normal üstü zekaya sahip çocukların başında olan bir problem bu. Umarım toplum onları daha çok fark eder ve daha güzel materyallerle beraber çalışırlar.”