Ana Sayfa Gündem 18 Ağustos 2021

ENFEKSİYON HASTALIKLARI UZMANI ŞENOL’DAN AFGAN GÖÇÜ UYARISI: “BU GÖÇÜ ALAN İLLERDE ÇOK CİDDİ BAŞIMIZ DERTTE”

CEM HAYAT – TUĞÇE BİÇER

Enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol, Türkiye’ye yönelik Afgan göçü için, “Covid’de iki büyük kaygımız var. Biri, taranmadan gelen kişilerin salgına olan ateşi büyüten etkileri. Diğeri de bizdeki varyantlarla yaratacağı bambaşka varyantlar. Bu göçü alan illerde çok ciddi başımız dertte diye düşünüyorum” dedi.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Esin Davutoğlu Şenol, olası Afgan göçünün sağlık açısından tehlikeleri, aşı yaşının 12’ye kadar düşürülmesi, Favipiravir ilacının etkileri, iki doz Sinovac aşısı olmuş kişilerin Covid-19 nedeniyle hastaneye yatışı gibi konuları ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

Esin Davutoğlu Şenol’un verdiği bilgiler şöyle: 

“İKİ DOZ İNAKTİF AŞI YAPTIRMIŞ OLANLAR İÇİNDE BİZİM HASTANEMİZDE ÖLÜM YOK”

“Hastaneye yatışların, genel olarak yüzde 90’dan fazlasının aşısız olduğunu, yüzde 10 kadarının ise tek doz aşılı olduğunu ve iki doz inaktif aşının üzerinden altı aydan uzun zaman geçmiş, aşı bağışıklık cevapları sorunlu olabilecek ileri yaş ve bağışıklık sistemi hastalıkları olanlar olduğunu söylemeliyiz. Türkiye’de ilk dozda uygulandı inaktif aşı; üzerinden altı aydan fazla bir zaman geçti. İnaktif aşının koruyucu etkisi ise üç ile altı aydan sonra kayboluyor ve delta ile de kaybolduğu düşünülüyor zaten. Ama hiç ölüm yok. Yani iki doz inaktif aşı yaptırmış olanlar içinde bizim hastanemizde ölüm yok.

“DÖRDÜNCÜ DOZ AŞI ÖNERİSİNE KATILMIYORUZ”

Bilgilerimiz doğrultusunda, iki doz mRNA aşısı yapılmış kişiler, en aşağı 9-12 ay kadar deltaya da etkili bir biçimde korunuyor. Demek ki iki doz mRNA aşısı yapılmış kişiler için ek bir dozu, 9-12 aydan önce konuşmayacağız. Sinovac’ın iki dozu aslında iyi bir zemin oluşturuyor, bir hafıza oluşturuyor. Bu kısa süreli de olsa oluşmuş hafızanın uyarılması çok çabuk ve güçlü oluyor. Bunu ne ile uyaracağız, üçüncü doz Sinovac’la mı? Hayır, oradaki sorun şu: Üçüncü dozun etkisi, sağlıklı genç erişkinlerde gösterilebildi. Halbuki biz üçüncü dozu sorunlu kişiler için öneriyoruz, şu anda ve deltada sorunlu. Dolayısıyla üçüncü dozun Sinovac olmasını önermiyoruz. Peki BionTech, iki doz Sinovac’ın üzerin tek doz mu ya da dünkü çıkan kargaşadaki gibi iki doz mu? Şu andaki bilgilerimiz doğrultusunda tek doz; altta oluşmuş bağışıklığı, zemini uyarıyorsa, -bunun için bakanlığın yapacağı çalışmalara muhtacız- eğer bu üç ay içinde bir sorun çıkarsa o zaman düşünülecek bir şey. Şu anda peş peşe bunu yapmanın hiçbir manası yok. Onun için dördüncü doz aşı önerisine katılmıyoruz. Seyahat için bizlerin gereksinimi var, bizler çok zor durumdayız. Çünkü ben iki doz Sinovac, bir doz BionTech’liyim. Ancak sadece seyahat gerekçesiyle bu öneri de çok sağlıklı gelmiyor bana. Çünkü dünyada herkesin aşıya ihtiyacı var. Bunu da oturup Avrupa’yla konuşup, koyduğumuz veriler bağlamında ısrarcı olmak gerekir.

“12-16 YAŞ ARASI ÇOCUKLARDA AŞI OLDUKÇA GÜVENLİ”

12 yaşından küçük çocuklara aşı yapılamayacak. Çünkü onaylı bir aşı yok, sürdürülmekte olan çalışmalar var. Ama böyle bir gereksinim duymayacağımızı düşünüyoruz. 12-16 yaş arası çocuklarda aşı oldukça güvenli ama bu yaş grubu aslında hafif geçiriyor. Risk-yarar analizi yaptığımızda sadece toplumda koruyucu duvar oluşmadığı için yani erişkinler yeterince aşılanmadığı için o grupları da aşılamak zorundayız.”

“BU İLACIN HİÇ ETKİSİ YOK, ARTIK KULLANMAKTA ISRAR ETMENİN BİR MANASI YOK”

Davutoğlu Şenol, koronavirüs tedavisinde kullanılan ve geçtiğimiz günlerde Koç Üniversitesi’nin yaptığı meta analiz çalışması sonucunda tedavide bir etkisinin olmadığı söylenen Favipiravir ilacı hakkında şu yorumları yaptı:

“Biz bunlara antiviral ilaçlar diyoruz, yani virüsler bizim metabolizmamızla birlikte var olur. Demektir ki antiviral ilaçlar da önemli ölçüde hücrelerimize etki eder. Bu nedenle normal antibiyotiklerden de daha toksiktirler aslında. Uzun vadeli bir şey beklemiyoruz aslında, birikim falan gibi. Çünkü biz oldukça etkili bir eliminasyon sistemine sahibiz. Bu kadar uzun süre kullanılan ilaçlarda uzun vadede, bir iki aydan uzun bir olumsuz yan etki beklemediğimizi söyleyeyim; insanlar telaşlanmasın. Ama etkisi olmayan bir şeyi kullanıyor olmak zaten yanlış ilaç kullanımıdır. Başınızı bile ağrıtsa o gereksiz bir yan etkidir. Koç Üniversitesi’nde yapılan çalışma, değeri oldukça yüksek bir çalışma. Hiç etkisi yok, artık kullanmakta ısrar etmenin bir manası yok. Kullanırsak ne olur? Biz bu hastalıktan tümüyle kurtulamayacağız. Salgını kontrol etmeyi başarsak bile bu hastalıkla yaşayacağız. Bu ne demektir? Biz ilaçlara ihtiyaç duyacağız ve geliştirilmekte olan iyi aday ilaçlar var. Bu ilacı çok kullandığımız için ve farklı gruplara direnç geliştirdiği için yeni ilaçlara karşı baştan 10-0 yenik başlayabiliriz. İkincisi mutasyon basıncı yaratır. Tıpkı bu varyantları ortaya çıkaran kısmi bağışıklık basıncı gibi mutasyon basıncı ortaya çıkarır ve son derece olumsuz bir çevresel hasara yol açar, onun için kullanılmaması lazım.”

“BU GÖÇÜ ALAN İLLERDE ÇOK CİDDİ BAŞIMIZ DERTTE DİYE DÜŞÜNÜYORUM”

Afganistan’daki son siyasi gelişmelerin ardından olası bir Afgan göçünün Türkiye için bir tehdit olduğunu söyleyen Davutoğlu Şenol, şöyle konuştu:

“Göç yolları, bütün insanlık tarihi boyunca bulaşıcı hastalıkları kıtalar arası yaymıştır. Nasıl Wuhan’dan çıkan bir virüs bütün dünyaya yayıldıysa daha önceki yıllarda da kıtalararası göçlerle yayılmış. Dolayısıyla göçler sadece Covid değil, pek çok hastalığın yayılımı için ve sizin coğrafyanızda olmayan, göç edilen coğrafyaya özgü pek çok hastalığın o ülkeye girişi için çok önemli bir yoldur. Covid’de bizim iki tane kaygımız var. Biri, taranmadan gelen kişilerin salgına olan ateşi büyüten etkileri. İkincisi ise onlarda var olan farklı varyantlarla bizdeki varyantların yaratacağı bambaşka varyantlar. Dünyayı da tehdit eden bir başka varyantın çıkmasına neden olabilir. Daha iyisi, özellikle delta günlerinde bütün sınır ötesi geçişlerde yapılması gerektiği gibi taramanın yapılması, karantinada tutulmak, izolasyona götürmek gibi süreçlerin işlemesi gerekir. Ama görüldüğü üzere bir akın şeklinde giriyor Türkiye sınırları içine ve bu göçü alan illerde çok ciddi başımız dertte diye düşünüyorum ben.”