Ana Sayfa Gündem 17 Ağustos 2021

ERDOĞAN: AMBARGOLARI AŞMAK İÇİN SAVUNMA SANAYİNE YÜKLENDİK, EĞER BARIŞ İSTİYORSAN DAİMA SAVAŞA HAZIR OLMALISIN

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin 19 yılda savunma sanayinde devrim gerçekleştirdiğini belirterek, “Türkiye, küresel tedarikçilerin çıkardığı zorlukları ve maruz kaldığı gizli açık ambargoları aşmak için savunma sanayine bu denli yüklenmiştir. Eğer barış istiyorsan daima savaşa hazır olmalısın. Bu söz bizim savunma sanayindeki felsefemizin en güzel ifadesidir” dedi. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde İDEF’21 15’inci Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı Açılış Töreni’nde konuştu. Türkiye’de 2002 yılında savunma sanayi alanında 62 proje yürütüldüğünü belirten Erdoğan, bugün bu sayının 750’yi geçtiğini söyledi. Erdoğan, savunma sanayindeki gelişmeler sayesinde Türkiye’nin dışa bağımlılığının yüzde 80’lerden yüzde 20’ler seviyesine indiğini bildirdi. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

“MİLLİ SAVUNMA SANAYİMİZİ GELİŞTİRDİKÇE DÜNYA BARIŞINA KATKI VERECEĞİZ: Burada imzalanan anlaşmalar ve protokoller, fuarımızın savunma sanayi alanında artık kendisine küresel bir yer edindiğine işaret ediyor. İDEF 21’i işte böyle bir iklimde gerçekleştiriyoruz. Fuarımız bugüne kadar ki en zengin görünüme sahiptir. Bir önceki fuara 1061 firma ve temsilci katılmıştı bu defa bin 236 firma ve temsilci ile düzenliyoruz. Ziyaretçi sayısının da bir önceki fuardaki 76 bin rakamını aşacağını ümit ediyorum. Türkiye savunma sanayinde geliştirdiği her türlü imkânı ve kabiliyeti dostlarıyla paylaşmaktan memnuniyet duyan bir ülkedir. Bölgemizde ve dünyada barış, istikrar, güven ikliminin tesisinin savunma sanayinde adil bir dengenin kurulmasına bağlı olduğunu düşünüyoruz. NATO’nun önde gelen üyesi olarak milli savunma sanayimizi geliştirdikçe bölge ve dünya barışına vereceğimiz katkının da artacağına inanıyoruz. Savunma harcamalarımızı dengeli bir şekilde arttırarak bu doğrultuda üzerimize düşenleri yerine getirmenin gayreti içerisindeyiz. Fuarımızda milli imkânlarımızla geliştirdiğimiz pek çok ürünün yer alması bu konuda kat ettiğimiz mesafenin ispatıdır.

İHA’LARIN TASARIMI, ÜRETİMİ VE SATIŞINDA DÜNYANIN İLK 3-4 ÜLKESİ ARASINDAYIZ: Türkiye, son 19 yılda diğer pek çok alan gibi savunma sanayinde de adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Türk savunma sanayinin dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla çıktığımız bu yolda hamdolsun çok iyi bir noktaya geldik. Mesela, 2002 yılında sadece 62 savunma sanayi projesi yürütülüyorken günümüzde bu sayı 750’yi geride bırakmıştır. Sektörde faaliyet gösteren firma sayımız da 56’dan 1500’e ulaşmıştır. Tüm bu gayretlerin neticesinde savunma sanayinde olmanın dışa bağımlılığımızı yüzde 80’ler seviyesinden yüzde 20’ler seviyesine indirmeyi başardık. Bu birikimi dostlarımızın istifasına de açtık. Daha önce 256 milyon doları bile bulamayan savunma ve havacılık ihracatımız 3 milyar dolar sınırını geride bıraktı. Sektörün Ar-Ge’ye ayırdığı bütçe, 49 milyon dolardan 1,5 milyar doların üzerine çıktı. Kara hava ve deniz ürünlerinde ulaştığımız seviyenin başında İHA’lar geliyor. Özellikle başarısını sahada bilfiil ispat etmiş olan silahlı İHA’ların tasarımı, üretimi ve satışında dünyanın ilk 3-4 ülkesi arasında yer alıyoruz.

KENDİ İHTİYAÇLARIMIZI SÜRATLE KARŞILAYACAK ADIMLARI ATMAYA MECBUR KALDIK: Türkiye küresel tedarikçilerin çıkardığı zorlukları ve maruz kaldığı gizli açık ambargoları aşmak için savunma sanayine bu denli yüklenmiştir. Terörle mücadelesinin en kritik anlarında yalnız bırakılan sınırları tehdit altındayken ihtiyaç duyduğu hiçbir ürüne ulaşamayan bir ülke olarak kendi ihtiyaçlarımızı süratle karşılayacak adımları atmaya mecbur kaldık. Geldiğimiz seviye bizi artık çok daha büyük hedeflere yöneltmiştir. Savunma sanayinde geleceğin teknolojilerine, araçlarına, ürünlerine yatırım yapıyoruz. Bilhassa yapay zekâ temelli çalışan kara, hava ve deniz araçları konusunda iddialı projeler üretiyoruz. Sürü İHA’lar, insansız deniz araçları, insansız savaş uçakları, elektromanyetik toplar, lazer silahları, uydu sistemleri gibi geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek her alanda varız, var olmaya devam edeceğiz. Her imkânı, geliştirdiğimiz her ürünü dostlarımızla paylaşmak ise vazgeçilmez önceliğimiz olmayı sürdürecek.

GEÇMİŞİNDE SOYKIRIM, İŞGAL BULUNMAYAN BİR MİLLETİZ: Atalarımızın, ‘Hazır ol cengi cidale istersen sulh-ü salah’ diye bir sözü var. ‘Eğer barış istiyorsan daima savaşa hazır olmalısın’ diye sadeleştirebileceğimiz bu söz, bizim savunma sanayindeki felsefemizin en güzel ifadesidir. Türkiye eğer bir yerde bayrak göstermek istiyorsa, tek gayesi o yerde barışı, huzuru, refahı, istikrarı, güvenliği sağlamaktır. Geçmişinde sömürge, soykırım, katliam, işgal izi bulunmayan bir millet olarak gittiğimiz her yerde dostlarımızı göğsümüzü gererek samimiyetimizle birlikte kazanmayı teklif ediyoruz. Biz asla sınırlarından binlerce on binlerce kilometre ötede güya terörle mücadele adı altında sivil demeden, masum demeden insanların başına bomba yağdıranlardan olmadık, olmayacağız. Hak, hukuk, adalet, insan hakları, demokrasi kavramlarını siyasi ve ekonomik çıkarlarının kılıfı haline getirenlerle aynı çizgiye gelmedik gelmeyeceğiz. Bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli gören zihniyetin bizim değer, toplum ve devlet dünyamızda zerre kadar karşılığı yoktur.

ÇARPIK KÜRESEL DÜZENİ DEĞİŞTİRME YOLUNDA MESAFE KAT ETTİK: BM Güvenlik Konseyi’ndeki çarpık yapıyı anlatmak için yıllardır dile getirdiğimiz ‘Dünya beşten büyüktür’ ifadesinin haklılığını yaşadığımızı her hadise teyit ediyor. Ekonomik araçların, yeri geldiğinde nasıl siyasi ve ideolojik güce hizmet eden bir silaha dönüştüğünü yaşayarak görüyoruz. Savunma sanayi de bu çarpık düzenin en önemli araçlarından biridir. Bu manzarayı, bu çarpık düzeni değiştirme yolunda kat ettiğimiz mesafenin remzi (işareti) olarak değerlendiriyorum.”