Ana Sayfa Gündem 12 Ağustos 2021

EĞİTİM-İŞ GENEL SEKRETERİ SUNGAR, MEB’DEKİ BAKAN DEĞİŞİKLİĞİNİ DEĞERLENDİRDİ: “SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE ÇOK BÜYÜK BİR DEĞİŞİKLİK OLMAYACAK”

CEM HAYAT

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası (Eğitim – İş) Genel Sekreteri Ebru Sungar; Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un görevinden istifa edip, yerine Mehmet Özer’in atanmasını, “Sayın Bakan ne kadar yeterli, alanında ne kadar uzman olursa olsun sistem değişmediği sürece şu an gelen yeni bakanımız Mahmut Özer de gelse çok büyük bir değişiklik olmayacak” sözleri ile değerlendirdi.

Eğitim – İş Genel Sekreteri; başta Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki bakan değişikliği ve üniversiteye giriş sınavlarındaki baraj puanının düşürülmesine yönelik karar olmak üzere eğitim gündemini ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Sungar, şunları söyledi:

“SİSTEM DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE YENİ BAKAN DA GELSE ÇOK BÜYÜK BİR DEĞİŞİKLİK OLMAYACAK”

“Sayın Ziya Selçuk geldiği zaman Türkiye’de çok büyük bir beklenti içerisinde geldi, çünkü eğitimin içerisinden geliyordu. Eğitim-İş olarak biz, bakan ne kadar eğitimin içinden gelirse gelsin ya da iyimser bir tablo çizerse çizsin, ne kadar kucaklayıcı olursa olsun vaat ettiklerini gerçekleştiremeyeceğini biz biliyorduk.

Çünkü Eğitim-İş olarak biz şunu diyoruz: Biz kişilerin şahsiyetini, kişiliğini, kimliğini değil; biz temsil makamı olduğu noktada eleştiriyoruz. Sayın Bakan ne kadar yeterli, alanında ne kadar uzman olursa olsun sistem değişmediği sürece şu an gelen yeni bakanımız Mahmut Özer de gelse çok büyük bir değişiklik olmayacak. Kaldı ki yeni bakanımız, zaten sayın bakanın kadrosunda çalışma arkadaşıydı.

“EĞİTİM VE ÖĞRETİM PLANLI VE PROGRAMLI OLMAK DURUMUNDA”

Ziya Hoca göreve geldiği zaman birtakım değişiklikler yaptı. Tam o dönemde öğretmene performans dayatması vardı, bu dayatmayı kaldırdı. Sonra yine öğretmeni itibarsızlaştıran ALO 147 Öğretmen Hattı’nı kaldırdı. Ama bu sefer; CİMER’de, aslında sistem işlemeye devam etti. Sınavlarla ilgili beklentilerimiz vardı ki bir gecede, sınav takvimi hazırlanmışken öğrencilerimizin ve öğretmenlerimizin kucağında bir bomba patladı ve LGS’yi karşımızda bulduk.

Hangi bakanımız olursa olsun, eğitim ve öğretim hizmetleri hem öğretim politikaları noktasında hem de eğitim uygulamaları ve programları konusunda mutlaka planlı ve programlı olmak durumunda. Böyle plansız ve programsız şartlar, bizi çok olumsuz etkilediği gibi geleceğimizle ilgili ciddi kaygılar oluşturmaktadır. Yine atama bekleyen öğretmenlerimize 20 bin ek atama sözü verildi. Tutamayacağınız sözleri vermeyin. Bu kadar öğretmen atama bekledi ama hepsinin elinde patladı.

“BİLİMSEL EĞİTİM İŞLETİLMEDİKÇE BU SORUNLARIN ÜSTESİNDEN GELEMEYECEĞİZ”

Sayın Bakan’ımız birazcık ‘twitter bakanlığı’ yaptı. Belki pandemi koşulları da sosyal medyayı çok ön plana çıkardı ama Sayın Bakan’ımız Twitter’dan yönetti. Bakanlık kadrolarını eş güdümleyemedi, dolayısıyla da tek başına çalışmak durumunda kaldı ve Cumhurbaşkanlığı bünyesinde Eğitim Öğretim Politikaları Kurulu’nun gölgesinde bir bakanlık oldu.

“KADRO DEĞİŞİKLİĞİNDEN ÖNCE, OKULLAR PANDEMİ ŞARTLARINA HAZIRLANDI MI?”

Şu anda yeni gelen bakanımız da ciddi bir kadro değişikliği yaratıyor, radikal bir şekilde sürece girdi ama yaptıkları, bugüne kadar verilen sözler, vaat edilenler; sistem, zihniyet değişmediği sürece, aklı öne koyan bilimsel eğitim işletilmedikçe ve eğitim Türkiye’de yaşayan herkese eşit bir şekilde dağıtılmadığı sürece bu sorunların üstesinden gelemeyeceğiz.

Bakanlıktaki bir kadro değişikliğinden önce acaba okullarımız yeni eğitim öğretim döneminde pandemi şartlarında eğitim öğretime hazırlandı mı?

“ÇOK FARKLI OLACAĞI NOKTASINDA BİR BEKLENTİ İÇERİSİNDE DEĞİLİZ”

Yeni bakan da mevcut eğitim sisteminde ve pandemi şartlarındaki eğitimin mevcut olduğu yapıda; fiziksel yetersizlikler, atama bekleyen öğretmenler, mesleğindeki öğretmenlere yapılan haksız uygulamalar, ekonomik zorluklar, sosyal güçlükler içerisinde çok farklı olacağı noktasında bir beklenti içerisinde değiliz. Çünkü eğitimi, sadece Milli Eğitim Bakanlığı ve oranın karar mekanizması olma yönünde de düşünemeyiz.

Biz, Eğitim-İş olarak her zaman şunu dile getiriyoruz: Eğitim; toplumsal uzlaşı gerektiren, tüm paydaşların içerisinde olduğu bir hizmet. Dolayısıyla eğitim ve sağlık ülkede herkesin ulaşabileceği, parasız bir hizmet olmak durumunda. Ne zaman ki herkes için eşit, kamusal eğitim öncelenir, bilimsellik öncelenir o zaman bir değişiklik söz konusu olabilir. Ama mevcut durumda ve yeni eğitim öğretim yılında açıkçası bu gerçeklikler üzerinden yeni bir model, yeni bir anlayışla yeniden Türkiye’de yaşayan herkes farklı bir beklenti içerisine girmesin. Çünkü öncelikle zihniyet değişmeli.”

“ÖĞRENCİLERİMİZİN BAŞARISIZLIĞI ÜZERİNDEN VERİLEN BU MÜJDELER HİÇ GERÇEKÇİ DEĞİL”

Sungar, üniversite sınavlarında baraj puanlarının ek yerleştirme süreci için düşürülmesini de şöyle değerlendirdi:

“Bugünün gündemi, barajın altında kalan öğrenci sayılarının çok fazla olması. Burada yine bir sürpriz açıklama yapıldı. TYT ve AYT, baraj puanlarının 10 puan altına düşürüldü. Cumhurbaşkanı sürpriz bir açıklama yaptı. Ama keşke o sürpriz açıklamayı baraj altında kalan öğrencilerin baraj puanında sınırın düşürülmesi şeklinde olmasaydı da ‘Bu sene eğitim öğretim harçlarına zam uygulanmayacak’ deseydi. Bu daha gerçekçi bir sürpriz olurdu. Çünkü bizim öğrencilerimizin başarısızlığı üzerinden verilen bu sürprizler, bu müjdeler; bilimsel ve çağdaş eğitimi savunan Eğitim İş’çiler için hiç gerçekçi değil. Hatta eğitimden ve bilimden ne kadar uzak bir anlayış olduğunu ortaya koyuyor. Bu haber aslında gelecekte vasıfsız, niteliksiz genç ve ucuz iş gücünden; ülkemizin geleceğinin altına dinamit koymaktan öte bir davranış değildir.

“BU KONUDA BİR SİYASİ LİDERİN SÖZ SAHİBİ OLMASI EĞİTİMDE TÜRKİYE GERÇEĞİNİ GÖZLER ÖNÜNE SERİYOR”

Uygulamalar konusunda birileri akşamdan bir şeyler söylüyor, Twitter üzerinden bir karar alınıyor, sabah onu görüyoruz. Planlı, programlı olmayan; kişilerin iradesine bırakılmış bir sistemle karşı karşıyayız. Bu da onun en somut örneklerinden biri. Eğitim bir siyasi araç haline getirilmemeli. İktidarlar değişebilir ama ülkenin ulusal eğitim politikaları değiştirilmez; bu, geri dönüşü olmayacak yollara girer. Bir siyasi liderin Tweet atması ve ertesi gün öyle bir uygulamayla karşı karşıya kalıyoruz. Burada eğitim çalışanlarının, tüm eğitim kurumlarının, eğitim iş kolundaki sendikaların, bizlerin bir söz hakkı yokken; bu konuda bir siyasi liderin söz sahibi olması eğitimin Türkiye gerçeğini gözler önüne seriyor.”