Ana Sayfa Gündem 30 Temmuz 2021

TARIM ORMAN-İŞ SENDİKASI GENEL BAŞKANI DURMUŞ: “GEÇMİŞTE ORMAN KÖYLÜLERİ İLK MÜDAHALEYİ YAPARDI, ŞİMDİ KÖYLÜLER ORMANA KÜSKÜN”

CEM HAYAT

Tarım Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Şükrü Durmuş, ülkenin çeşitli yerlerinde çıkan orman yangınlarıyla ilgili; 1980 yılıyla bugün karşılaştırıldığında orman yangını sayısının hemen hemen aynı olduğunu ama 2020 yılında yanan alanın 1980’e göre yüzde 50 daha fazla olduğunu söyledi ve “O yıllarda orman köylüleri, ormanın içinde yaşıyordu, yangına ilk müdahaleyi kendisi yapıyordu ve zamanında yapıyordu. Şimdi ise maalesef orman köylüsü desteklenmediği için ormana küskün” dedi.

Tarım Orman-İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, Türkiye’nin pek çok bölgesinde çıkan yangını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi. Durmuş, “Dünya ölçeğinde gelişmiş iki tane yangın eğitim merkezimiz vardı, herhalde ihtiyaç duyulmadığından dolayı bir tanesi kapatıldı. İzmir’deki kapatıldı, bir tane de Antalya’da var o da atıl durumda. Yani eğitim eksikliği mevcuttur. Bir de yangınla mücadele teknik bir iştir, bu konuda yeteri kadar eğitimli insan yok” dedi. Durmuş’un açıklamaları şöyle:

“YANGINLARIN HIZLA YAYILMASININ TEMEL NEDENİ, BÖLGEDE HAVA SICAKLIKLARINI OLDUKÇA YÜKSEK OLUŞU”

“Son iki gündür ülkemizde ne yazık ki orman yangınları tavan yapmış durumdadır. Antalya Manavgat, Akseki; Mersin Aydıncık, Marmaris, Osmaniye, Elazığ, Kütahya Emet, Kayseri gibi yerlerde orman yangınları hızla büyüdü. Bir kısmı kontrol altına alındı, bir kısmı; Manavgat ve Marmaris yangını devam ediyor. Bu yangınla mücadelede de özellikle orman emekçileri can siperane yangının söndürülmesi için çalışmaya devam ediyor. Özellikle bu yangınların çıkış nedenlerine baktığımızda, tabii ki çıkış nedeninin ne olduğunu şimdiden söylemek doğru değil. Bakıldığında sabotaj da olabilir, bir ihmal sonucunda çıkmış da olabilir. Ama yangınların hızla yayılmasının temel nedeni, yangının olduğu bölgelerde hava sıcaklarının oldukça yüksek oluşu, nemin düşük oluşu ve poyrazın olması. Bu faktörler, yangının hızla büyümesine ve yayılmasına sebep olmuştur.

“DOĞAYA ACIMASIZCA DAVRANIRSANIZ, DOĞA ÖCÜNÜ BİR ŞEKİLDE ALIR”

Tabii ki bunun durup dururken olan bir olay olmadığını da söylemek gerekir. Küresel iklim değişikliğinin Allah’ın takdiri ilahisi olmadığını hepimiz biliyoruz. Doğaya acımasızca davranırsanız, doğa öcünü bir şekilde alır. Tabii ki bunun öncesinde önlemler alınabilirdi. Burada önemli olan, yangınlarla ilgili ormancılık politikalarının tekrar masaya yatırılması gerekiyor. Yangınlarda en önemli etken ilk müdahaledir. Çünkü yangın üç aşamalı ele alındığında; ilk çıkış anı, örtü, yani yerdeki kuru otlarla tutuşmaya başlar, buna örtü yangını deriz. Daha sonra büyümesi sonucu gövdeye, ardından da tepeye ulaştığında yangın, söndürülmesi olanaksız hale gelir.

“GEÇMİŞTE ORMAN KÖYLÜLERİ ZAMANINDA MÜDAHALE EDERDİ, ŞİMDİ KÖYLÜLER DESTEKLENMEDİĞİ İÇİN ORMANA KÜSKÜN”

Yıllara sari baktığımızda, 80’li yıllarla 2020’yi karşılaştırdığımızda çıkan orman yangını adedi bakımından yaklaşık olarak aynı sayıda yangın çıktığını tespit ediyoruz. Ama 2020’de yanan alan, 1980’e göre yüzde 50 daha fazla. Oysa bugün Orman Genel Müdürlüğü’nün elinde en gelişmiş teknoloji mevcuttur. Yani uçağından (kiralık da olsa şu an bir tane hizmet veriyor) helikopterine, arazözüne, ilk müdahale aracına kadar; yine İHA’sına kadar teknoloji var. Ama yanan alan fazla. Nedeni şu: 80’li yıllarda insanlar imkansızlık içinde yangını söndürüyordu; kazma, kürek ve şaplakla yangın söndürülüyordu ve şimdikinden çok daha başarılıydı. Çünkü o yıllarda orman köylüleri, ormanın içinde yaşıyordu; orman köylüsü yangına ilk müdahaleyi kendisi yapıyordu ve zamanında yapıyordu. Orman yangınlarında zaman kaybı çok önemlidir çünkü böylesine olumsuz hava koşullarında hızla yayılır. Yerinde ve zamanında müdahale edildiği için yangın kısa sürede söndürülebiliyordu. Şimdi ise maalesef orman köylüsü desteklenmediği için ormana küskün ve orman köylerindeki genç nüfus göç etmek durumunda kaldı. Bu nedenle yangına zamanında müdahale edilmesi mümkün değil ve sonuçları da böylesine acı oluyor.

“DÜNYA ÖLÇEĞİNDE İKİ TANE YANGIN EĞİTİM MERKEZİMİZ VARDI. İZMİR’DEKİ KAPATILDI, ANTALYA’DAKİ ATIL DURUMDA”

İki gündür yanan yangınlarda tabii ki can kayıpları olduğu haberi var. Üç vatandaşımızın hayatını kaybettiğini öğrendik. Bunun köylülerden olduğunu, yine yangına giden arazözünü devrilmesi sonucu bir orman emekçisi arazözü şoförünün ağır yaralandığını ve tedavisinin devam ettiğini öğrendik. Bunun dışında bir can kaybı almadık. Dileğimiz ve temennimiz can kaybı olmadan bu yangınların önlenmesi. Şunun altını çizmek istiyorum. Orman Genel Müdürlüğü’nü yöneten yöneticilerin önceliği yangınlar değildir. Çünkü dünya ölçeğinde gelişmiş iki tane yangın eğitim merkezimiz vardı, herhalde ihtiyaç duyulmadığından dolayı bir tanesi kapatıldı. İzmir’deki kapatıldı, bir tane de Antalya’da var o da atıl durumda. Yani eğitim eksikliği mevcuttur. Bir de yangınla mücadele teknik bir iştir, bu konuda yeteri kadar eğitimli insan yok. Bir başka yanı, yangını sevk ve idare edecek insanların bölgeyi bilen tecrübeli insanlardan seçilmesi gerekirken kurumdaki yanlış uygulamalar sonucu ‘Benim adamım olsun’ yaklaşımıyla ne yazık ki tecrübesiz ve sevk ve idareyi iyi yapamayan insanlar da yangın alanlarına görevlendiriliyor.”